ALEVİ BEKTAŞİ TOPLUMU ÖZGÜR FERHAT'TAN ÖZÜR BEKLİYOR

GÜNCEL - 06-08-2026 18:41

BATI TRAKYA

ÖZGÜR FERHAT’IN “BERTARAF” SÖZLERİNE SEYYİD ALİ SULTAN DERGÂHI’NDAN SERT TEPKİ

Dergâh Koruma Heyeti, Ferhat’tan sözlerini geri almasını ve kamuoyu önünde özür dilemesini istedi; aksi hâlde hukuki hakların kullanılacağı mesajını verdi

Bağımsız Rodop Milletvekili Özgür Ferhat’ın Mehrikoz’daki Seçek etkinliğinde kullandığı “nifak tohumları saçanları bertaraf etmemiz lazım” ve “diğerlerinin ne yaptığı önemli değil” ifadeleri, Seyyid Ali Sultan Dergâhı çevresindeki Alevi-Bektaşi toplumunun sert tepkisine yol açtı. Dergâh Koruma Heyeti, sözlerin kendilerine yönelik dışlayıcı ve hedef gösterici bir çağrı olarak algılandığını belirterek Ferhat’tan açıklama, geri adım ve özür beklediğini duyurdu. Tepki, Türkiye’deki Alevi-Bektaşi çevrelerinde de yankı buldu.

GÜMÜLCİNE / MERİÇ – Seyyid Ali Sultan Dergâhı Koruma Heyeti, Bağımsız Rodop Milletvekili Özgür Ferhat’ın 2 Ağustos 2026’da Mehrikoz’da düzenlenen 672. Seçek Yağlı Güreşleri ve Kültürel Etkinlikleri’nde yaptığı konuşmaya ilişkin kapsamlı bir açıklama yayımladı.

Heyet adına Ahmet Karahüseyin imzasıyla 5 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan açıklamada, Ferhat’ın kullandığı dilin Seyyid Ali Sultan Dergâhı çevresinde yaşayan Alevi-Bektaşi yurttaşları ötekileştirdiği, toplumsal barışa zarar verdiği ve aynı tarihî mirasın mensupları arasında yeni bir ayrışma oluşturduğu savunuldu.

Tartışmayı başlatan sözler

Özgür Ferhat, Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneğinin Mehrikoz’da düzenlediği kapanış programında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Her yıl bu dönemde bir araya geliyor ve bu güzel etkinliği ve tarihi yaşatıyoruz. Bu etkinliklerin yaşatılması o kadar kolay değil. Halkımızın birlik olması lazım. Aramıza nifak tohumları saçmaya çalışanları bertaraf etmemiz lazım.”

Ferhat, konuşmasının devamında ise şu sözlere yer vermişti:

“Ben buradan baktığım zaman Rodop’tan, Meriç’ten ve İskeçe’den insanlar görüyorum. Biz birlikte ve beraberlik içinde olduğumuz zaman diğerlerinin ne yaptığı önemli değil. Azınlığımızın kalbi bu etkinlikte atmaktadır.”

Sözler, etkinliğe ilişkin 3 Ağustos tarihli haberde doğrudan alıntı olarak kamuoyuna yansıdı.

Ferhat konuşmasında Seyyid Ali Sultan Dergâhı’nı veya Alevi-Bektaşi toplumunu açıkça isimlendirmedi. Ancak sözlerin, aynı tarihlerde Ruşanlar’daki tarihî Dergâhta ve Mehrikoz’da iki ayrı Seçek programının düzenlendiği, bu iki çevre arasında temsil tartışmasının yaşandığı bir dönemde söylenmesi güçlü bir tepki doğurdu.

Dergâh çevresi, “diğerleri” ve “bertaraf edilmesi gerekenler” ifadelerinin, aynı günlerde Seyyid Ali Sultan Dergâhı’nda bir araya gelen Alevi-Bektaşileri işaret ettiği görüşünü dile getirdi. Ferhat’ın kastının farklı olması hâlinde bunu açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde kamuoyuna açıklaması istendi.

Dergâhtan “650 yıllık inanç geleneği” vurgusu

“650 yıldır Seyyid Ali Sultan Dergâhı’nda, tüm Batı Trakya’da Alevi-Bektaşi yolunu yaşatan bizlere dönük bitmeyen kin ve ayrımcılık” başlığıyla yayımlanan açıklamada, Dergâhın yaklaşık yedi asırlık tarihî ve manevi geçmişine dikkat çekildi.

Açıklamada, Seyyid Ali Sultan’ın Rumeli ve Balkan coğrafyasındaki Alevi-Bektaşi inanç geleneğinin temel önderlerinden biri olduğu belirtilerek bu mirasın herhangi bir siyasi çevrenin veya geçici kurumsal yapının tasarrufuna bırakılamayacağı ifade edildi.

Koruma Heyeti, Seçek Derneğinin geçmişte bütün bölge halkını ortak bir çatı altında buluşturmak amacıyla kurulduğunu; ancak zaman içinde yaşanan kurumsal ve inançsal anlaşmazlıkların kopuşa yol açtığını savundu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bizler özümüzden, inancımızdan ve ikrarımızdan dönmeden, yolumuzu ucuza satmadan, ‘asıl azmaz, bal kokmaz’ diyerek erenlerin yaptığını yapıp aydınlık yolumuzda halkımızla hep beraber yürüdük.”

Dergâh yönetimi, son yıllarda yaşanan ayrışmayı kişisel çıkarlar, siyasi müdahaleler ve Alevi-Bektaşi geleneğinin inançsal niteliğini geri plana iten yaklaşımlarla ilişkilendirdi. Bu değerlendirmeler Koruma Heyetinin görüşleri olarak açıklamaya yansırken, söz konusu iddialara muhatap kurum ve kişilerin cevap hakkı da bulunuyor.

“Sözlerini geri almalı ve özür dilemeli”

Koruma Heyeti, Ferhat’ın konuşmasını yalnızca siyasi bir görüş ayrılığı olarak değerlendirmedi. Kullanılan ifadelerin Alevi-Bektaşi toplumunun aidiyetini sorguladığını ve Dergâh çevresindeki insanları “nifak çıkaranlar” olarak göstermeye elverişli olduğunu savundu.

Açıklamada Ferhat’a şu sözlerle seslenildi:

“Özgür Ferhat derhal kamuoyu önünde bir açıklama yapıp bu tertemiz toplumdan özür dilemelidir.”

Heyet ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Bütün bu bölücü, iftira içeren, nefret söylemi olan konuşmaları kendisine iade ediyoruz.”

“Hiç kimse insanlara hakaret edemez. Hiç kimse bizlerin tertemiz duygularımızla çıktığımız yolda bizlere iftira atamaz, bizleri aşağılayamaz.”

Açıklamada doğrudan açılmış bir davadan veya belirlenmiş bir mahkeme başvuru tarihinden söz edilmedi. Bununla birlikte Ferhat’ın özür dilememesi ve sözlerini geri almaması hâlinde “kendisiyle davamız vardır” denilerek hak arama ve hukuki yollara başvurma iradesi ortaya konuldu.

Koruma Heyeti, insanları karşı karşıya getiren ve barış ortamını bozabilecek söylemlerin yalnızca siyasi değil, hukuki açıdan da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Tepki Batı Trakya sınırlarını aştı

Dergâh çevresinden aktarılan bilgilere göre açıklamanın ardından Türkiye’nin farklı bölgelerindeki Alevi-Bektaşi derneklerinden, inanç önderlerinden ve cem topluluklarından tepki ve dayanışma mesajları geldi.

Alevilik ve Bektaşilik alanındaki araştırmalarıyla tanınan gazeteci-yazar Ayhan Aydın da Ahmet Karahüseyin imzalı açıklamayı sosyal medya hesabında tam metin olarak yayımladı. Uzun yıllardır Türkiye ve Balkanlar’daki Alevi-Bektaşi toplulukları üzerine çalışmalar yapan Ayhan Aydın’ın açıklamayı paylaşması, tartışmanın Batı Trakya’daki yerel kurumlar arasındaki bir anlaşmazlığın ötesine geçerek Türkiye’deki Alevi-Bektaşi kamuoyuna da taşındığını gösterdi.

Türkiye’deki bütün Alevi-Bektaşi kurumlarının ortak imzasını taşıyan tek bir deklarasyon henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Buna karşılık açıklamanın dernekler, inanç önderleri ve cem toplulukları arasında yaygın biçimde paylaşılması, Ferhat’ın kullandığı dile yönelik tepkinin yalnızca Ruşanlar’daki Dergâh çevresiyle sınırlı kalmadığını ortaya koydu.

Tepkilerin merkezinde, bir milletvekilinin “bertaraf” ifadesini kullanması ve kimi kastettiğini açıkça belirtmeden toplumun bir bölümünü “diğerleri” şeklinde tanımlaması bulunuyor.

Dergâhın hukuki statüsü tartışmanın önemli parçası

Yaşanan tartışma, Trakya’daki Alevi-Bektaşi toplumunun hukuki statü kazanma sürecinden bağımsız değerlendirilmiyor.

5224/2025 sayılı Kanun’un 49. maddesiyle merkezi Ruşanlar’da bulunan “Trakya Bektaşi-Alevi Müslümanları Dinî Tüzel Kişiliği” özel hukuk hükümlerine tabi bir dinî tüzel kişi olarak tanındı. Kanunun 50. maddesi ise topluluğa bağlı cem, cemevi, tekke ve diğer ibadet yerlerinin bu tüzel kişilik tarafından yönetilmesine ilişkin hükümleri düzenledi.

Toplum temsilcileri, mevzuatta öngörülen sicil işlemlerinin tamamlanması amacıyla 30 Temmuz 2026’da Dedeağaç’taki yetkili mahkemeye gerekli belgeleri sundu. Süreç, Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanı Sofia Zaharaki’nin katıldığı Seyyid Ali Sultan Dergâhı programında da kamuoyuna açıklandı. Yasal tanınma ve başvuru süreci, Alevi-Bektaşi toplumunun kendi dinî ve idari yapısını oluşturması ve ibadet yerlerini yönetmesi bakımından yeni bir aşama olarak değerlendiriliyor.

Dergâh Koruma Heyeti de açıklamasında, yıllardır yürütülen mücadele sonucunda Alevi-Bektaşi toplumunun Yunanistan hukukunda yer aldığını ve haklarının yasal güvence altına alınması yönünde önemli bir adım atıldığını vurguladı.

Bu hukuki gelişmenin Seçek Derneğinin kültürel faaliyetlerini ortadan kaldırmadığı; ancak bir kültür derneğinin faaliyetleriyle tarihî bir inanç topluluğunun dinî temsil ve ibadet yerlerini yönetme hakkının birbirine karıştırılmaması gerektiği belirtiliyor.

Erdem Hüseyin’in sözleri de yeniden gündemde

Özgür Ferhat’a yönelik tepki, Mehrikoz’daki aynı programda konuşan Kozlukebir Belediye Başkanı Erdem Hüseyin’in ifadelerini de yeniden gündeme getirdi.

Erdem Hüseyin konuşmasında şu sözleri kullanmıştı:

“Batı Trakya’daki azınlığımızı ayakta tutan unsurlar dini, dili ve gelenekleridir. Bunlardan biri yıkıldığında bu halk, diğer halkların içinde erimeye mahkûmdur.”

Hüseyin daha sonra “aynı kıbleye yönelen insanlar” olarak birlikten taviz vermeyeceklerini ve belediye başkanı sıfatıyla etkinliğin yanında olacağını söyledi.

Azınlığın dilini, dinini ve kültürel kimliğini koruma vurgusu meşru ve önemli olmakla birlikte, iki ayrı Seçek etkinliği çevresinde gerilimin yaşandığı bir ortamda kullanılan “bu halk–diğer halklar” ayrımı eleştirilere neden oldu.

Çünkü Seyyid Ali Sultan Dergâhı çevresindeki Alevi-Bektaşi yurttaşlar başka bir “halk” değil; aynı coğrafyanın, aynı tarihî mirasın, aynı azınlık toplumunun ve Yunanistan’ın eşit yurttaşlık düzeninin parçasıdır.

Ayrıca bir belediye başkanının temsil sorumluluğu yalnızca “aynı kıbleye yönelenlerle” sınırlı değildir. Belediye başkanı, dinî kimliği veya siyasi tercihi ne olursa olsun belediye sınırları içinde yaşayan bütün yurttaşları temsil eder.

İlhan Ahmet’ten iki etkinliği de kucaklayan mesaj

Ferhat ve Hüseyin’in konuşmalarının tartışıldığı süreçte, Rodop PASOK Milletvekili ve Yunanistan Parlamentosu İnsan Hakları, Eşitlik ve Gençlik Özel Daimi Komisyonu Birinci Başkanvekili İlhan Ahmet’in kullandığı kapsayıcı dil farklı bir siyasi yaklaşım ortaya koydu.

Mehrikoz’daki etkinliğe katılan İlhan Ahmet, yalnızca bulunduğu programı öne çıkarmadı; aynı tarihlerde Seyyid Ali Sultan Dergâhı tarafından geleneksel Seçek Yaylası’nda gerçekleştirilen etkinliği de ortak kültürel mirasın bir parçası olarak kabul etti.

İlhan Ahmet şu açıklamayı yaptı:

“Bölgemizde aynı zamanda hem Seyyid Ali Sultan Dergâhı tarafından geleneksel Seçek Yaylası’nda hem de Seçek Derneği tarafından Mehrikoz köyünde düzenlenen her iki etkinlik de kültürel mirasımızın yaşatılmasına ve bölgemizin sosyal zenginliğine önemli katkılar sunmaktadır.

Halkımızın iradesiyle seçilmiş Rodop Milletvekili olarak, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren ortak değerlerimize ayrım gözetmeksizin sahip çıkmaya devam edeceğim.”

Günün Diğer Haberleri