ALMAN ELÇİYLE KAPALI KAPILAR ARDINDA MUTABAKAT, MEYDANDA HALKA İSYAN ÇAĞRISI
ÇİPRAS'IN TARİHİ MEMORANDUM ALDATMACASI BELGELENDİ
Eski Başbakan Çipras'ın, daha seçilmeden Alman Büyükelçi'ye verdiği "Söylediklerime bakmayın" güvencesi, yakın siyasi tarihin en sistematik halk aldatmacalarından birini ifşa etti.
Yunanistan siyaseti, eski Başbakan Aleksis Çipras'ın 2015'teki iktidar yürüyüşünün perde arkasına dair sarsıcı bir belgeselle çalkalanıyor. Ödüllü gazeteciler Eleni Varvitsiotis ve Victoria Dendrinou imzalı "Sto Chiliosto" (Bininci) belgeseli, Tsipras'ın meydanlarda halka isyan ederken, kapalı kapılar ardında Berlin'e sadakat yemini ettiğini gözler önüne seriyor.
SKAİ TV'de yayınlanan belgeselde konuşan dönemin Alman Büyükelçisi Peter Schoof ve eski bakan Panagiotis Lafazanis'in itirafları, 2015 krizini bir "siyasi tiyatro" olarak yeniden tanımlıyor. Ortaya çıkan tablo, halkın öfkesini yönetmek için kurgulanmış bir dev gösteriden ibaret.
"Siz Benim Meydanda Ne Dediğime Bakmayın"
Belgeseldeki en yıkıcı iddia, Ocak 2015 seçimlerinin hemen öncesinde, ne medyanın ne de SYRIZA'nın üst düzey kadrolarının haberdar olduğu gizli bir görüşmeye dayanıyor. Radikal solun ateşli lideri Çipras ile dönemin Almanya Atina Büyükelçisi Peter Schoof arasında gerçekleşen bu buluşmada, Çipras'ın şu sözleri sarf ettiği öne sürülüyor:
"Siz benim seçim meydanlarında, mitinglerde ne dediğime bakmayın. Bunlar halkın duyması gereken şeyler. Göreve geldiğimde sizinle anlaşacağım ve Avrupa ile orta yolu bulacağız."Bu cümle, "memorandumları yırtıp atacağız" vaadinin ve "Go back, Mrs. Merkel" sloganlarının ardındaki çarpıcı gerçeği deşifre ediyor: Çipras, henüz seçim sandığı kurulmadan, ideolojik teslimiyetin en somut adımını atmıştı bile.
Halka "Hayır" Dedirtti, Kendisi "Evet"i Çoktan İmzalamıştı
Zamanlama, aldatmacanın boyutunu daha da ağırlaştırıyor. Çipras, iktidarının ilk aylarında halkı meydanlara çağırıp memorandum karşıtı bir referandum düzenledi ve sandıktan gür bir "Hayır" çıkmasını sağladı. Ne var ki, bu halk iradesini zafer olarak selamlamasından sadece haftalar sonra, çok daha ağır bir kemer sıkma paketine imza attı. Yeni ifşaatlar, bu dönüşün bir "U dönüşü" değil, en başından beri Berlin'e taahhüt edilmiş bir senaryonun son perdesi olduğunu kanıtlıyor.
Solun "Halkın Sesi" Kandırmacası
Bu belge, sıradan bir siyasi skandalın ötesinde, sol popülizmin iç çürümesine dair çarpıcı bir vaka sunuyor. Çipras'ın stratejisi, solun en kadim iddiası olan "halkın sesi olma" söyleminin, iktidar uğruna nasıl tersyüz edilebileceğini gösteriyor: Dışarıda, sistem karşıtı duyguları kışkırtan bir halk kahramanı; içeride ise, sistemle pazarlık yapan rasyonel bir aktör. Ancak burada asıl çarpıcı olan, bu iki rol arasındaki geçişin demokratik bir tercih değil, daha iktidara gelmeden başlamış bir önceden uzlaşı olması. Çipras, "halkın duyması gereken şeyler" derken, solun tarihsel olarak karşı çıktığı seçkinci zihniyeti bizzat yeniden üretiyor: Halkı, neyin doğru olduğuna kendi adına karar verilecek bir kitle olarak gören bir siyaset anlayışı.
Batı Trakya'da Azınlığa "Sağcı" Darbe
Bu ikiyüzlü siyasetten en büyük yarayı alan kesimlerin başında hiç kuşkusuz Batı Trakya'daki azınlık gelmektedir. Kendini "solcu ve ilerici" olarak konumlandıran Çipras'ın, azınlık hakları söz konusu olduğunda aşırı sağcı Panos Kammenos'un Bağımsız Yunanlar (ANEL) partisiyle kurduğu iktidar ortaklığı, azınlık için tam bir kara mizah ve derin bir hayal kırıklığı olmuştur.
Meydanlarda azınlığa demokrasi ve eşitlik vaat eden Çipras, koltuğunu korumak uğruna aşırı sağcı ortağının milliyetçi ajandasına boyun eğmiş, azınlığı sistematik biçimde marjinalize etmiştir.
Bu dönemde azınlığın vakıfları, müftülük makamı ve eğitim kurumları iyileştirilmek bir yana, adeta bir kuşatma altına alınmış; azınlığın kendi kurumlarını yönetme iradesine büyük darbe vurulmuştur. Azınlık hakları ileriye gitmek bir yana, bu dönemde daha da geriletilmiştir.
Çipras'ın Berlin'de Alman Büyükelçi'ye gösterdiği pragmatik esnekliğin, Batı Trakya'da azınlığa tek bir milim dahi yansımaması, bu siyasetin özünde yatan çifte standardın en acı örneklerinden biridir.
Bu ifşaatlar, Yunanistan'ın 2015'te neden ikinci bir travma yaşadığını da açıklıyor: Görünüşte dizginleri eline alan bir sol lider, gerçekte ise Berlin'in taleplerini hayata geçirmek için halkın umudunu bir basamak olarak kullanan bir stratejist. Çipras'ın siyasi mirası, artık sadece ekonomik bir teslimiyet olarak değil, sol söylemin en sofistike manipülasyonlarından biri olarak da anılacak.