Karistianou'dan TC Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Sert Eleştiriler:
"Müzakere Öncesi Karşı Tarafın Psikolojik Analizi Yapılmalı"
Karistianou: "Erdoğan Rejimi Totaliter, Atina Hazırlıksız Masaya Oturuyor"
"Demokrasi İçin Umut" (Elpida gia ti Dimokratia) Partisi Başkanı Maria Karistianou, Alpha 989 radyosuna verdiği kapsamlı röportajda hem Başbakan Kiriakos Miçotakis'in dış politika yönetimini hem de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı sert bir dille eleştirdi. Ege'deki egemenlik hakları, Türkiye ile yürütülen diplomasinin niteliği ve Erdoğan rejiminin yapısına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Dış Politika Bir 'Tercih' Değil, Devlet Refleksi Olmalı
Karistianou, röportajında öncelikle Yunan dış politikasının temel felsefesine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. İktidardaki Yeni Demokrasi hükümetinin dış politika yaklaşımını "tutarsız" ve "kişiselleştirilmiş" bulduğunu ifade eden parti başkanı, "Dış politika, hükümetten hükümete değişen geçici bir unsur olmamalıdır. Ülkenin hakları hayatlarımızın üzerindedir. Ulusal çizgimiz istikrarlı, öngörülebilir ve taviz kabul etmez olmalıdır" dedi.
Karistianou'ya göre ulusal çıkarların korunması, yalnızca iktidar partisinin değil, tüm siyasi yapının üzerinde uzlaşması gereken bir devlet refleksi niteliği taşımalıdır. Bu anlamda muhalefet partisi olarak kendi rollerinin yalnızca eleştirmek değil, alternatif bir ulusal vizyon ortaya koymak olduğunu da vurguladı.
Erdoğan'a Doğrudan Eleştiri: "Totaliter Bir Liderle Normal Diplomasi Yürütülemez"
Karistianou'nun röportajının en sert tonu, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik değerlendirmelerinde kendini gösterdi. Erdoğan'ı açıkça "totaliter bir lider" olarak tanımlayan Karistianou, Ankara yönetiminin demokratik normları sistematik biçimde çiğnediğini, muhalefeti baskı altına aldığını ve yargıyı siyasi bir araç olarak kullandığını vurguladı.
"Karşınızda seçilmiş bir lider kılığına bürünmüş otoriter bir yapı var. Erdoğan'ın Türkiyesi demokratik bir ortak değildir; bu gerçeği görmezden gelerek sürdürülen her diyalog, baştan sakatlıdır" diyen Karistianou, Miçotakis hükümetini Erdoğan ile masaya oturarak meşruiyet zemini sağlamakla da dolaylı olarak suçladı.
Erdoğan'ın bölgesel hedeflerine de değinen genel başkan, Türkiye'nin yalnızca Yunanistan ile değil, tüm Doğu Akdeniz'de revizyonist bir politika izlediğini ve bunun Atina tarafından çok daha net bir biçimde adlandırılması gerektiğini savundu.
"Erdoğan'ın ne istediği artık gizli değil. Ege'de 'ortak yönetim' tezleri masaya taşınıyor. Buna karşı sessiz kalmak, bu talepleri zımnen kabul etmek anlamına gelir" dedi.
Türkiye ile Diyalog: "Masaya Hangi Ajandayla Oturuyoruz?"
Röportajın bir diğer kritik bölümü, Türkiye ile sürdürülen diplomasi meselesiydi. Karistianou, Miçotakis'in Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmeleri sert bir dille eleştirerek, Atina yönetiminin masaya hangi ajandayla oturduğunu kamuoyuna hesap vermesi gerektiğini savundu.
Tarihsel arka planı da hatırlatan Karistianou, "Yunanistan, onlarca yıl boyunca Ege'de 12 deniz mili hakkını kararlılıkla savunmuştur. Ancak bugün geldiğimiz noktada Türkiye, Ege'de açıkça 'ortak yönetim' tezleri ileri sürmektedir. Bu müzakere masasında Yunanistan'ın nerede durduğu sorusu kritik önem taşımaktadır" diye konuştu.
"Yalnızca siyasi pozisyon belirlemek yetmez; müzakereciler karşı tarafı derinlemesine tanımalıdır. Türkiye ile masaya oturmadan önce karşı tarafın ne istediği çok iyi bilinmeli; hatta görüşülecek kişilerin adeta psikoanalizinin yapılması şarttır. Hazırlıksız bir diplomasi, ulusal çıkarları feda eden bir diplomasiye dönüşür" ifadelerini kullandı.
"Savaş Bir Başarısızlığın Göstergesidir, Ama Teslimiyet de Öyle"
Karistianou, diplomasiye olan inancını dile getirirken bunu zayıflıkla özdeşleştirmediğini de açıkça ortaya koydu. "Savaş, her zaman son çaredir ve aynı zamanda diplomatik bir başarısızlığın somut kanıtıdır" diyen genel başkan, ancak bunun karşısında her koşulda diyalog arayışını da eleştirerek şunları söyledi: "Teslimiyet de bir tür başarısızlıktır. Yunanistan'ın net, ilkeli ve caydırıcı bir duruş sergilemesi gerekiyor."
Erdoğan Faktörü ve Bölgesel Denklem
Karistianou, Erdoğan'ın bölgesel etkisini de ayrıca ele aldı. Türkiye'nin son yıllarda NATO içinde giderek daha öngörülemeyen bir aktöre dönüştüğünü vurgulayan parti başkanı, Yunanistan'ın bu durumu hem Brüksel hem de Washington nezdinde çok daha güçlü bir şekilde dile getirmesi gerektiğini savundu.
"Erdoğan'ın Türkiyesi, ittifak içinde sistematik bir çift standart uygulamaktadır. Buna göz yummak, yalnızca Yunanistan'a değil, Batı'nın tamamına zarar vermektedir" dedi.
Karistianou ayrıca Erdoğan'ın iç politikadaki baskıcı tutumunun dış politika yansımalarına da dikkat çekerek, "Kendi vatandaşlarına karşı otoriter davranan bir lider, komşularına karşı da aynı tavrı sergiler. Bu bir kişilik meselesi değil, sistemik bir meseledir" şeklinde konuştu.
*Karistianou'nun, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis hükümetine yönelik sert açıklamaları, Yunan siyasi çevrelerinde tartışılmaya devam etmektedir. Hükümet cephesinden ise henüz resmi bir yanıt gelmemiştir.