SOL'DA SANDALYE SAVAŞLARI

SYRIZA'dan ayrılarak kurulan Yeni Sol (Nea Aristera), art arda gelen istifalarla Meclis grubu statüsünü yitirdi. Partiden ayrılan 7 milletvekilinden sadece biri, eski Bakan Efi Ahtsioglou, milletvekilliğinden de istifa ettiğini duyurdu. Bu dağılma, ideolojik bir ayrışmadan ziyade, siyasi geleceğini kurtarma telaşına düşen vekillerin "sandalye savaşını" ve Atina’nın arka odalarında armatörler, bankalar ve medya üçgeninde dönen büyük sermaye pazarlıklarını gözler önüne seriyor. Şimdi akıllarda soru şu: Yunanistan'da solu kim dizayn ediyor?

GÜNCEL - 02-06-2026 18:35

Yunan Solunda Sandalye Savaşları: Yeni Sol'un Dağılımı ve Perde Arkasındaki Oligarşik Dengeler

Yunanistan siyaseti, radikal sol ve sol popülist çevrelerin kendi içinde yaşadığı derin ve bitmek bilmeyen bir parçalanma dalgasıyla çalkalanıyor. Son olarak Yeni Sol (Nea Aristera) partisinden 7 milletvekilinin istifa ederek partinin meclisteki grup kurma niteliğini tamamen ortadan kaldırması, sıradan bir bölünmenin çok ötesinde anlamlar taşıyor. Bu dağılma, ideolojik bir ayrışmadan ziyade, siyasi geleceğini kurtarma telaşına düşen vekillerin "sandalye savaşını" ve Atina’nın arka odalarında dönen büyük sermaye pazarlıklarını gözler önüne seriyor.

SYRIZA'dan Yeni Sol'a: Ağır Yenilgilerin Anatomisi

Bugüne nasıl gelindiğini anlamak için Aleksis Çipras döneminin mirasına bakmak gerekiyor. 2015 yılında büyük umutlarla iktidara gelen Çipras, şaşırtıcı bir hamleyle aşırı sağcı ANEL partisi ile koalisyon kurmuştu. Halkın kemer sıkma politikalarına karşı verdiği desteğe rağmen sözlerini tutamamış, seçmenin sırtına ağır ekonomik yükler bindirmişti. Bu kırılma, sol seçmende ilk büyük hayal kırıklığını yarattı ve SYRIZA 2019 seçimlerini kaybetti.

Dört yıl boyunca Kiriakos Miçotakis hükümetine karşı ana muhalefet liderliğini yürüten Çipras, halkın güvenini yeniden kazanamadı. 2023 seçimlerinde alınan yüzde 15’lik tarihî ve ağır yenilgi, Çipras’ın parti başkanlığından istifa etmesiyle sonuçlandı.

Bölünmenin Tetikleyicisi

Çipras’tan sonra partinin başına geçen Stefanos Kasselakis döneminde sol içi kaos daha da büyüdü. Çipras’ın arka planda kalarak ne Kasselakis’i ne de diğer adayları açıkça desteklememesi, partiyi tamamen başıboş bıraktı. Nitekim aralarında azınlık milletvekilleri Özgür Ferhat ve Hüseyin Zeybek’in de bulunduğu 11 milletvekili SYRIZA’dan ayrılarak Yeni Sol’u kurdu.

Geleceği Kurtarma Telaşı ve Halkın Endişesi

Yeni Sol, kuruluşundan itibaren seçmenden beklediği karşılığı bulamadı; meydanlar boş kaldı, anketler sürekli erimeyi gösterdi. Bugün gelinen noktada hem Yeni Sol’un hem de mevcut SYRIZA’nın barajı aşamayacağını gören milletvekilleri, kendi siyasi geleceklerini kurtarmak ve yeniden seçilme şansı elde edebilmek için gemiyi ilk terk edenler oluyor. İstifa eden vekillerin asıl hedefi, Aleksis Çipras’ın arkasında duracağı veya bizzat kuracağı olası yeni bir siyasi oluşumda kendilerine şimdiden yer garantilemek. Meclis çatısı altında yaşanan bu koltuk kapma yarışı ve ilkesiz savrulmalar, ekonomik zorluklarla boğuşan Yunan halkı arasında derin bir güvensizlik ve endişe yaratıyor. Halk, sorunlarına çözüm üretmesi gereken bu yapıların, yalnızca kendi ikballeri için savaşmasını ibretle izliyor.

Sermayenin ve Oligarşinin Tercihi: Neden Çipras?

Madalyonun diğer yüzünde ise Atina’nın ekonomik elitleri, armatörler ve büyük sermaye çevreleri yer alıyor. Sistem, merkez solun köklü ve kurumsal partisi PASOK'un lideri Nikos Andrulakis yerine ısrarla Aleksis Çipras figürünü parlatmaya devam ediyor. Bunun arkasında çok somut sınıfsal ve siyasi nedenler var:

Bankacılık Sektörü ve Vergi Politikaları
Andrulakis, Yunanistan'daki ekonomik adaletsizliğe vurgu yaparak bankacılık sektörüne ve büyük sermayeye ağır vergiler getireceğini açıkça taahhüt ediyor. Çipras ise başbakanlığı döneminde bunun tam tersini yapmış; vergileri tabana yayarken bankaların ve büyük holdinglerin üzerindeki yükleri hafifletmişti. Sermaye, hangi aktörün kendisi için "zararsız" olduğunu çok iyi biliyor. Derin Devlet ve İstihbarat (EYP) İlişkileri
Andrulakis, yasa dışı yollarla dinlendiği "Yunan Watergate" skandalında derin devlet ve millî istihbarat (EYP) mekanizmalarıyla açık bir savaşa girdi ve geri adım atmadı. Çipras ise kendi döneminde sistemle çatışmak yerine uyumu seçti; nitekim Yeni Demokrasi döneminin istihbarat başkanını daha sonra kendi hükümetinde Adalet Bakanı yapacak kadar yerleşik nizamla içli dışlı bir profil çizdi. Kamuoyu Araştırmaları ve Medya Manipülasyonu
Andrulakis, anket şirketlerinin ve ana akım medyanın halkı manipüle etmesine, sahte algılarla siyaseti dizayn etmesine karşı sert bir duruş sergiliyor. Buna karşılık mevcut sistem, Çipras ve çevresine adeta sahte bir üstünlük atfediyor.

PASOK: Dağılan Yapıların Karşısında İlkeli ve Kurumsal Bir Alternatif

Yunan solundaki bu dağılma tablosu değerlendirilirken, PASOK'un konumu özenle ayrıştırılmalıdır. Yunanistan'ın köklü sosyal demokrat partisi PASOK, SYRIZA ve Yeni Sol'da yaşanan koltuk kavgalarından, ideolojik savrulmalardan ve lider kültür çevresinde şekillenen yapboz siyasetinden kendini net biçimde ayrıştırmaktadır. Nikos Andrulakis liderliğinde PASOK; bankacılık sektörüne, büyük sermayeye ve derin devlet mekanizmalarına karşı programatik ve net çıkışıyla, solda çözüm değil koltuk peşinde koşan yapılardan ayrı bir hatta konumlanmaktadır. Parti, dağılan oluşumlardan kaçan seçmen için geçici bir sığınak değil, programı, kurumsal hafızası ve ilkeli muhalefet anlayışıyla istikrar vaat eden bir siyasi adres olarak öne çıkmaktadır. PASOK, temsil ettiği sosyal demokrat gelenekle, bir yandan neoliberal politikalara karşı dirençli bir ekonomik program sunarken diğer yandan hukuk devleti ve şeffaflık konularında tavizsiz bir çizgi izlemektedir.

Miçotakis'in "Yumuşak Lokması"

Mevcut Başbakan Kiriakos Miçotakis ve iktidardaki Yeni Demokrasi partisi için de Çipras bulunmaz bir rakip. Miçotakis; geçmişteki bagajı, tutulmayan sözleri ve halktaki karşılığının erimiş olması nedeniyle Çipras’ı her zaman "yumuşak bir lokma" ve yenilmesi en kolay aday olarak görüyor. Solun liderliğinde Andrulakis gibi sistem dışı ve yıpranmamış bir figür yerine, defalarca mağlup ettikleri Çipras’ın kalmasını tercih ediyor.

Sonuç: Kazanan Statüko, Kaybeden Halk

Yeni Sol’un dağılması ve Efi Ahtsioglou’nun koltuğunu bırakarak hem partiden hem milletvekilliğinden istifa etmesiyle başlayan süreç, sadece bir parti içi kriz değil; bu aynı zamanda Çipras’ın kendi sadık kadrosunu "koltuk feragati" üzerinden yeniden dizayn etme çabasıdır.

Ancak bağımsız kalıp milletvekilliğinden istifa etmeyen diğer isimlerin belirsiz tutumu, sol içindeki sandalye savaşlarının henüz bitmediğini gösteriyor. Milletvekilleri kendi ikballeri için satranç oynarken kazanan yine statüko ve sermaye çevreleri oluyor. Yunanistan’daki yerleşik nizamın, armatörlerin ve medyanın, kendi çıkarlarına tehdit oluşturmayan "uysal bir muhalefet" yaratma operasyonu böylece tahkim edilmiş oluyor.

Buna karşılık, programatik duruşu ve kurumsal istikrarıyla PASOK, bu kısır döngünün dışında konumlanarak gerek SYRIZA ve Yeni Sol'dan kopan seçmenler gerekse değişim arayan toplum kesimleri için güvenilir ve somut bir alternatif olarak yükselmeye devam ediyor.

Günün Diğer Haberleri