Çınar Camii Davası Görüşülürken Abdurrahim Kuru’nun “FETÖ” İddiası Tartışma Yarattı

İskeçe Çınar Camii’nde yaşanan olaylara ilişkin davanın duruşması, 18 Haziran Perşembe günü İskeçe Adliyesi’nde görüldü. Duruşma öncesinde ve sonrasında adliye çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Mahkeme, sanıklara 17’şer ay hapis cezası verirken, hükmü üç yıla yayılan taksitlerle ödenmek üzere para cezasına çevirdi.

Duruşma devam ederken, mahkeme önünde Yeni Şafak gazetesine konuşan Abdurrahim Kuru’nun sözleri ise büyük yankı uyandırdı.

Kuru’nun Açıklamaları ve Tepkiler

Adliye önünde Yeni Şafak’a demeç veren ve resmî bir görevi bulunmadığı belirtilen Abdurrahim Kuru, resmî müftülüğe destek veren din görevlilerini hedef alan ifadeler kullandı. Kuru, bu kişilerle geçmişte birlikte çalıştığını belirterek şu ifadeye yer verdi: “Geçmişte, yani 2016 öncesi bizlerin birlikte çalıştığı, fakat 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan FETÖ olayından sonra ‘FETÖ’cü’ diye bilinen bazı isimleri bugün burada görüyoruz.”

Kuru’nun, 2016 öncesinde birlikte çalıştığı kişileri bugün FETÖ ile ilişkilendirmesi, azınlık kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Bu suçlamalar, adli süreçten bağımsız olarak, Kuru’nun belirli bir rol üstlenerek toplumsal bir karalama yöntemine başvurduğu ve farklı görüşteki din adamlarını hedef aldığı şeklinde yorumlandı.

Kuru’nun ağır ithamlarının ardından ise geride tek bir soru kaldı: Eğer geçmiş ilişkiler ve bağlantılar bugün siyasi bir suçlama konusu yapılacaksa, aynı ölçüt herkes için geçerli olacak mı?

Toplumsal Baskı ve Korku İklimi

Bu gelişmeler, bir yandan dava konusu olan Cihad Halil’e yönelik tartaklama ve ibadetini engelleme iddialarını gölgede bırakırken, diğer yandan davanın karşı tarafında yer alan ve resmî olmayan müftülüğe yakın isimlerin, yargılama sürecini siyasi ve kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürme çabası olarak algılandı.

Azınlık içerisinde, seçilmiş kişilerin beyanları üzerinden taraflar yaratma ve yaftalama yoluyla bir korku iklimi oluşturma girişimi olarak da değerlendirilen bu durum, müftülük makamındaki çift başlılığın yol açtığı hukuki ve toplumsal gerilimin adliye koridorlarına taşınması şeklinde yorumlanıyor.

Davanın Konusu ve Taraflar

İddianameye göre dava, dönemin Gümülcine Müftü Naibi Cihad Halil’in Çınar Camii içinde tartaklanması üzerine açıldı. Bedensel engelli olduğu belirtilen Halil’in zorla camiden çıkarıldığı ve ibadetinin engellendiği iddiaları, video kayıtlarıyla da destekleniyor.

Davanın bir tarafında resmî müftülüğe bağlı din görevlileri yer alırken, karşı tarafta olaya müdahil olduğu belirtilen ve resmî olmayan seçilmiş müftülük çevresine mensup din görevlileri ile sempatizanları bulunuyor.

Azınlık Kamuoyunda Endişe: Çift Başlılık ve Toplumsal Bölünme

Öte yandan, yasal kurumsal kimliği bulunmamasına rağmen azınlığın koordinasyon merkezi olma iddiasındaki Danışma Kurulu’nun başkanı sıfatıyla Mustafa Trampa’nın, engelli bir bireyi tartaklayarak ibadetini engelleyen sanıklara destek vermek için gün boyu adliyede hazır bulunduğu da kayıtlara geçti.

Batı Trakya’daki azınlığın hassas dengeleri göz önüne alındığında, adliye önünde yaşanan bu gelişmelerin toplum içindeki ayrışmayı daha da derinleştirebileceği ifade ediliyor.