Egnatia’da Sert “Hayır”: Tahiaos’un Cevabı Trakya’da Neden Siyasi Deprem Yarattı?
Editörün Yorumu | M.Y.
—
Bir otoyol meselesinden daha fazlası
Egnatia Odos otoyolunda ücretsiz geçiş muafiyetlerinin sona ermesi tartışması, artık sadece bir ulaşım ya da gişe ücreti meselesi değildir. Bu konu, Doğu Makedonya ve Trakya’nın ekonomik yaşamı, sınır bölgesi gerçekliği, yerel esnafın ayakta kalma mücadelesi ve Atina’daki karar alma mekanizmasının bölgeye bakışını gösteren çok daha derin bir siyasi meseleye dönüşmüştür.
PASOK Rodop Milletvekili İlhan Ahmet’in Meclis Genel Kurulu’nda gündeme taşıdığı soru, tam da bu nedenle geniş yankı uyandırdı. İlhan Ahmet, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na sadece teknik bir soru yöneltmedi; Rodop, İskeçe, Meriç (Evros) ve genel olarak Trakya halkının, esnafının, üreticisinin, nakliyecisinin ve ticari araç sahiplerinin yaşadığı gerçek sıkıntıyı Atina’nın merkezine taşıdı. PASOK’un hukukçu isimlerinden, aynı zamanda bölge milletvekili olan İlhan Ahmet'in sunduğu soru metninde, meselenin hem bireysel araçlar hem de profesyonel/ticari araçlar bakımından ücretsiz geçiş rejiminin devamı olduğu açıkça görülmektedir.
Bakan Yardımcısının cevabı: Esneklik bir yana, Trakya'ya öfkeli bir "HAYIR"
Meclis genel kurulunun 29 Haziran Pazartesi günkü oturumunda milletvekili ile gerçekleşen sözlü soru cevap oturumunda, hükümet adına cevap veren Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Nikos Tahiaos, ticari araçlar için muafiyetin devam etmeyeceğini açık bir şekilde ifade etti.
Tahiaos, Egnatia Odos’un imtiyaz sözleşmesi çerçevesinde işletildiğini, bu sözleşmede sosyal ya da mesleki gruplar için muafiyet öngörülmediğini, sadece engelliler için istisna bulunduğunu savundu.
Ayrıca, Avrupa Birliği'ne üye bir ülkeye (Bulgaristan) komşu olduğu için Trakya'nın sınır bölgesi imtiyazı taşıyamayacağını söyledi.
Bu cevap, hukuki ve teknik gerekçelerle açıklanmaya çalışılsa da siyasi olarak son derece soğuk, sert ve Trakya’nın gerçeklerinden kopuk bir cevap olarak algılandı. Çünkü Trakya’da ticari araç, birçok küçük esnaf için bir lüks değil; doğrudan iş yeridir, geçim aracıdır, hareket halindeki dükkânıdır. Bir tesisatçının, elektrikçinin, zanaatkârın, nakliyecinin, küçük üreticinin ya da yerel tüccarın aracı üzerinden getirilen yeni maliyet, sadece o kişiye değil, bütün yerel ekonomiye yansıyacaktır.
“Eşitlik” adı altında bölgesel adaletsizlik
Tahiaos’un yaklaşımındaki temel siyasi problem şudur: Hükümet, “Yunanistan’ın başka yerinde böyle bir muafiyet yok” diyerek Trakya’nın özel koşullarını yok saymaktadır. Oysa gerçek eşitlik, her bölgeye aynı kalıbı dayatmak değildir. Gerçek eşitlik, farklı şartlarda yaşayan insanlara adil imkânlar sunabilmektir.
Rodop’un, İskeçe'nin (Evros), İskeçe’nin, yani Trakya’nın şartları Atina’dan, Selanik’ten ya da ülkenin iç bölgelerinden farklıdır. Bu bölge sınır bölgesidir; demografik baskı altındadır; ekonomik göç vermektedir; küçük esnaf ve üretici ciddi maliyet baskısı altındadır. Egnatia Odos burada alternatif bir konfor yolu değil, bölgenin ana damarıdır.
Bu nedenle İlhan Ahmet’in “Trakya sadaka değil, adalet istiyor” çizgisindeki siyasi çıkışı, sadece bir muhalefet refleksi değil; bölgenin sosyoekonomik gerçekliğine dayanan meşru bir taleptir.
Zaten İlhan Ahmet de Meclis’te Egnatia’nın Rodop ve Trakya’daki işletmeler için temel ulaşım arteri olduğunu ve ticari araçlara getirilecek maliyetin doğrudan işletmelere, çalışanlara ve tüketicilere yansıyacağını vurguladı.
Tahiaos’un siyasi sorunu: Seçilmiş siyasetçi refleksi yerine teknokrat tavrı
Bu olayda dikkat çeken bir başka nokta da Bakan Yardımcısı Tahiaos’un üslubudur. Resmî biyografisine göre Nikos Tahiaos, 27 Haziran 2023’te Kyriakos Mitsotakis hükümetinde Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcılığı görevine atanmıştır.
Elbette bir kişinin atanmış olması tek başına eleştiri konusu değildir. Ancak Meclis’te seçilmiş bir milletvekilinin dile getirdiği yerel ve toplumsal hassasiyetlere karşı verilen cevapta siyasi empati, bölgesel duyarlılık ve halkın nabzını tutma sorumluluğu beklenir. Tahiaos’un cevabı ise bu beklentinin çok gerisinde kalmıştır.
Burada sorun, bir bakan yardımcısının sözleşme hükümlerini hatırlatması değildir. Sorun, bunu yaparken Trakya’nın özel konumunu adeta küçümseyen, yerel halkın yaşadığı maliyet baskısını görmezden gelen ve “kural budur, ödeyeceksiniz” anlayışına sıkışan bir devlet dili kullanmasıdır. Devlet adamlığı, sadece sözleşme okumak değildir; toplumun yarasını görmek, sınır bölgesinin sesini duymak ve mümkün olan çözüm yolunu aramaktır.
Yeni Demokrasi içinden gelen tepkiler: Tahiaos kendi cephesinde de yalnız kaldı
Egnatia Odos tartışmasının en dikkat çekici siyasi yönlerinden biri, Bakan Yardımcısı Nikos Tahiaos’a yönelik tepkinin yalnızca muhalefetten ya da İlhan Ahmet’ten gelmemesidir. Aksine, Yeni Demokrasi’nin kendi bölgesel kadroları, hükümete yakın yerel aktörler, ekonomik kurumlar ve Doğu Makedonya–Trakya’daki kurumsal temsilciler de Tahiaos’un yaklaşımına açık biçimde mesafe koymuştur. Bu durum, meselenin parti siyasetiyle sınırlandırılamayacak kadar ciddi bir bölgesel sorun olduğunu göstermektedir.
Özellikle Yeni Demokrasi hükümetinde Dijital Yönetim Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Meriç (Evros) bölgesinden Hristos Dermentzopoulos’un açıklaması, parti içindeki rahatsızlığın en açık göstergesi olmuştur. Dermentzopoulos, Tahiaos’un Meclis’teki yaklaşımını “isabetsiz, geçersiz ve tamamen hayal kırıklığı yaratan” bir ifade olarak nitelendirmiş; bunun Kyriakos Mitsotakis hükümetini hiçbir şekilde temsil etmediğini vurgulamıştır. Daha da önemlisi, “Trakya dikkatsiz ifadeler için uygun bir yer değildir” diyerek, kamu görevi yürüten herkesin özellikle Trakya konusunda ciddi ve dikkatli konuşması gerektiğini belirtmiştir. Dermentzopoulos’un “Elbette Trakya bir sınır bölgesidir” vurgusu, Tahiaos’un yaklaşımını sadece teknik değil, siyasi olarak da boşa düşürmüştür.
Aynı yönde bir başka sert tepki de Yeni Demokrasi’nin Meriç (Evros) teşkilatından gelmiştir. Yeni Demokrasi Meriç (Evros) İl Teşkilatı Başkanı Spiros Mihalopoulos, Tahiaos’a yönelik açıklamasında çok açık bir siyasi mesaj vermiştir: “Trakya’yı rahat bırakın.” Mihalopoulos, Bakan Yardımcısı’nın sözlerini geri alması gerektiğini belirtmiş; bu tür açıklamaların yalnızca Tahiaos’u değil, ona güvenen ve onu destekleyen siyasi kadroları da zor durumda bıraktığını ifade etmiştir.
Mihalopoulos’un tepkisi bununla da sınırlı kalmamıştır. Tahiaos’un bölgeye yönelik açıklamalar yapmak yerine, Trakya illerinde bekleyen altyapı projelerinin zamanında tamamlanmasına odaklanması gerektiğini söylemiştir. Vatandaştan ve esnaftan gişe ücreti alınırken, yol altyapısında ciddi aksaklıkların devam etmesi, yerel Yeni Demokrasi kadroları açısından dahi savunulamaz bir çelişki haline gelmiştir.
Trakya’da yankı neden büyük oldu?
Doğu Makedonya–Trakya Eyalet Başkanı Hristodoulos Topsidis’in açıklamaları da hükümet içindeki sert tutum ile bölgenin kurumsal talepleri arasındaki farkı ortaya koymuştur. Topsidis, meselenin ortaya çıktığı ilk günden itibaren Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile temas kurduğunu, hem Bakan Yardımcısı Nikos Tahiaos hem de Bakan Hristos Dimas ile görüştüğünü belirtmiştir. Topsidis’in aktardığına göre Tahiaos olumsuz bir tavır almış; buna karşılık Bakan Dimas daha uzlaşmacı görünmüş ve konunun sözleşme değişikliği gerektirdiğini, bunun zor olmakla birlikte takip edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Bu tablo, hükümet cephesinde dahi tek tip ve mutlak bir “hayır” çizgisinin bulunmadığını göstermekte, Tahiaos’un Meclis’te sergilediği katı ve kapalı tutumun siyasi olarak ne kadar sorunlu olduğu daha da açık hale gelmektedir.
Ekonomi çevrelerinden gelen tepki ise konunun doğrudan bölgesel kalkınma meselesi olduğunu kanıtlamıştır. Trakya Ekonomi Odası, Tahiaos’un Meclis’teki cevabını “kabul edilemez, dayanaksız ve gerçeklikten kopuk” olarak değerlendirmiş; bu yaklaşımın iktidarın duyarsız yüzünü ve Trakya meselelerine ilişkin ciddi bilgisizliği gösterdiğini ifade etmiştir. Açıklamada Doğu Makedonya–Trakya’nın Avrupa Birliği’nin en yoksul 7’nci, Yunanistan’ın ise en yoksul 2’nci bölgesi olduğu; kişi başına düşen GSYH’nin AB ortalamasının yalnızca yüzde 45’i seviyesinde kaldığı hatırlatılmıştır.
Trakya Ekonomi Odası’nın en önemli vurgusu şudur: Böylesine kırılgan bir bölgede temel ulaşım altyapısına getirilen her ek maliyet, sıradan bir ekonomik yük değil, bölgenin ülkenin geri kalanıyla ve Avrupa ile arasındaki farkı derinleştiren yapısal bir engeldir. Oda, Egnatia Odos’un vatandaşlar ve işletmeler için eşdeğer, güvenli ve öngörülebilir bir alternatifi bulunmadığını da özellikle belirtmiştir.
Bu değerlendirme, İlhan Ahmet’in Meclis’te savunduğu ana tezi tamamen doğrulamaktadır: Trakya’da Egnatia Odos bir tercih ya da lüks değil, ekonomik hayatın ana omurgasıdır.
Dolayısıyla Tahiaos’un tavrı, yalnızca PASOK Rodop Milletvekili İlhan Ahmet tarafından eleştirilen bir hükümet cevabı olmaktan çıkmış; Yeni Demokrasi’nin kendi bölgesel temsilcileri, hükümete yakın yerel kadrolar, bölge yönetimi ve ekonomik kurumlar tarafından da sorgulanan bir siyasi hataya dönüşmüştür. Bu tablo, İlhan Ahmet’in Meclis’te yaptığı müdahalenin ne kadar yerinde ve zamanında olduğunu açıkça göstermektedir. Çünkü İlhan Ahmet’in dile getirdiği itiraz, dar bir muhalefet pozisyonu değil; Trakya’nın ortak aklının, ortak ekonomik çıkarının ve sınır bölgesi hassasiyetinin Meclis kürsüsüne taşınmış halidir.
Bu nedenle Egnatia meselesinde artık hükümetin karşısında sadece bir muhalefet milletvekili yoktur. Hükümetin karşısında Trakya’nın gerçekliği, bölgenin ekonomik kurumları, yerel yönetim temsilcileri ve hatta kendi siyasi ailesinden yükselen itirazlar vardır. Tahiaos’un cevabını siyasi olarak bu kadar ağır hale getiren de tam olarak budur.
Bu tartışmanın Rodop’tan Meriç'e (Evros) kadar tüm Trakya'da geniş yankı yaratmasının nedeni budur. Çünkü mesele, sadece birkaç aracın gişeden ücretsiz geçip geçmemesi değildir. Mesele, Trakya’daki vatandaşın Atina tarafından nasıl görüldüğüdür.
İlhan Ahmet’in genişleyen etki alanı ve güçlenen siyasi profili
Yerel basında konu geniş şekilde işlendi; bazı haberlerde Tahiaos’un “AB'ye bir ülkeye komşu olması nedeniyle sınır bölgesi saymayarak muafiyet yok” sözleri Trakya'yı "aşağıladığı" şeklinde sert biçimde eleştirildi, bazı haberlerde de meselenin Meclis’te İlhan Ahmet tarafından gündeme taşınması öne çıkarıldı. İlhan Ahmet’in konuyu “Trakya aleyhine adaletsiz bir karar” olarak değerlendirerek karşı çıktığı, Tahiaos’un ise Avrupa mevzuatı ve sözleşme çerçevesini gerekçe göstererek Trakya halkına "soğuk duş" etkisi yarattığı aktarıldı.
Bu tablo, İlhan Ahmet’in artık klasik “azınlık milletvekili” kalıbının çok ötesine geçtiğini de göstermektedir. İlhan Ahmet, yalnızca azınlık meseleleriyle sınırlı bir siyasetçi değildir. Yol, su, tarım, esnaf, insan hakları, eğitim, üretim, sınır bölgeleri, diplomasi ve yerel kalkınma gibi çok geniş alanlarda Meclis’i kullanan, bakanlarla doğrudan temas kuran ve sorunları Atina’da görünür kılan bir siyasi aktör haline gelmiştir.
Bugün İlhan Ahmet’in siyasetteki en belirgin özelliği, azınlık kimliğini dar bir alana hapsetmeden, bütün bölgenin meselelerini savunabilmesidir. Bu yönüyle hem soydaş toplumuna hem de Yunan kamuoyuna güçlü bir mesaj vermektedir: Azınlık mensubu bir milletvekili, sadece azınlık başlıklarında değil, ülkenin ana siyasi ve ekonomik meselelerinde de etkili, hazırlıklı ve belirleyici olabilir.
Nitekim İlhan Ahmet’in Meclis’teki kurumsal konumu da bunu göstermektedir. Yunan Parlamentosu kayıtlarında kendisi, Eşitlik, Gençlik ve İnsan Hakları Daimi Komisyonu’nda PASOK adına A’ Başkan Yardımcısı yani eşbaşkan olarak yer almaktadır. Ayrıca Yunanistan-Suudi Arabistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu’nda da sekreter olarak görev yaptığı Parlamento kayıtlarında görülmektedir. Diğer yandan Yunanistan - Birleşik Krallık Parlamentolar Arası Dostluk Grubu’nun etkin üyelerindendir.
Bu görevler, İlhan Ahmet’in sadece yerel değil, kurumsal ve uluslararası düzeyde de etkin bir siyasi profile sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Azınlık havuz medyasının sessizliği: Asıl çelişki burada
Egnatia meselesi, azınlık içindeki bazı medya çevrelerinin İlhan Ahmet’e karşı sürdürdüğü görünmez ambargoyu da bir kez daha açığa çıkarmıştır. Bölgede bütün vatandaşları ilgilendiren, esnafın cebine doğrudan dokunan, ticari araç sahipleri için hayati önem taşıyan bir konuda İlhan Ahmet Meclis’te sert ve etkili bir mücadele verirken, bazı azınlık medya organlarının bunu görmezden gelmesi artık basit bir yayın tercihiyle açıklanamaz.
Bu tavır, gazetecilik refleksinden çok siyasi şartlanmışlık izlenimi vermektedir. Çünkü bir haberin değeri, haberi yapan kişinin kim olduğuna göre değil, halkı ne kadar ilgilendirdiğine göre belirlenir. Eğer konu Trakya esnafının cebine, Rodop’taki üreticinin maliyetine, Meriç'teki (Evros) işletmecinin rekabet gücüne, İskeçe’deki vatandaşın günlük hayatına dokunuyorsa, bunu haber yapmamak halktan uzaklaşmak anlamına gelir.
Daha da acı olan şudur: İlhan Ahmet’e karşı geçmişte alınan haksız ve siyasi olarak temelsiz kararların gölgesinde hareket eden bazı çevreler, bugün halkın yararına yapılan girişimleri dahi görmezden gelmektedir. Bu, sadece İlhan Ahmet’e yapılmış bir haksızlık değildir; asıl olarak halkın haber alma hakkına yapılmış bir haksızlıktır.
Atanmış statüko mu, seçilmiş irade mi?
Bu olay, Trakya’da uzun süredir devam eden daha büyük bir soruyu yeniden gündeme getirmiştir: Halkın seçtiği temsilciler mi konuşacak, yoksa atanmış ve halktan kopuk çevreler mi toplum adına karar verecek?
İlhan Ahmet, seçilmiş bir milletvekili olarak Meclis kürsüsünde halkın sorununu dile getirmektedir. Buna karşılık bazı çevreler, halkın ekonomik sıkıntısını değil, kendi siyasi hesaplarını öncelemektedir. Bu çelişki artık saklanamaz hale gelmiştir.
Eğer bir milletvekili, ticari araç sahiplerinin, esnafın, üreticinin ve sınır bölgesinde yaşayan vatandaşın hakkını savunuyorsa; buna karşılık bazı azınlık medya organları bu mücadeleyi görmezden geliyorsa, burada sorun İlhan Ahmet’te değil, o medya düzeninin mesleki, toplumsal ve siyasi ahlâkındadır.
Başbakan ve hükümet açısından siyasi maliyet
Yeni Demokrasi iktidarı cephesinde ise Tahiaos’un sert cevabı yalnızca Bakan Yardımcısı’nın kişisel üslubu olarak görülmemelidir. Bu cevap, hükümetin Trakya’ya bakışı olarak algılanma riski taşımaktadır. Özellikle Başbakan Kyriakos Mitsotakis açısından bu durum siyasi olarak zarar vericidir.
Çünkü hükümet bir yandan sınır bölgelerinin desteklenmesinden, bölgesel kalkınmadan, Trakya’nın stratejik öneminden söz ederken; diğer yandan Trakya esnafının ticari aracına dahi muafiyet tanımayan katı bir politika izlerse, vatandaş bunun samimiyetini sorgular.
Bu nedenle Tahiaos’un cevabı sadece teknik bir bakanlık cevabı değil, hükümetin Trakya ile kurduğu ilişkinin sınavıdır. Ve bu sınavda hükümetin verdiği görüntü, yerel hassasiyetleri anlayan, esnek çözüm üreten, vatandaşın yanında duran bir görüntü değildir.
İlhan Ahmet neden öne çıktı?
Bu tartışmada İlhan Ahmet’in öne çıkmasının nedeni, konuyu doğru yerden yakalamasıdır. İlhan Ahmet meseleyi yalnızca “ücretsiz geçiş istiyoruz” basitliğine indirgememiş; konuyu yerel ekonomi, sınır bölgesi adaleti, esnafın yaşam mücadelesi ve bölgesel eşitsizlik çerçevesinde ele almıştır.
Bu da onun siyasi kapasitesini göstermektedir. Konulara hâkim, dosya üzerinden konuşan, Meclis mekanizmasını etkili kullanan, bakanları doğrudan muhatap alan ve sadece tepki değil, çözüm talep eden bir siyaset tarzı ortaya koymaktadır.
Bugün İlhan Ahmet’in siyasi duruşu, azınlık siyasetinin eski kalıplarını aşmıştır. O artık yalnızca “azınlık adına konuşan” bir figür değil; bütün Rodop’un, bütün Trakya’nın ve geniş anlamda bütün yurttaşların sorunlarını Meclis’e taşıyan bir temsilci kimliği kazanmıştır.
Sonuç: Egnatia tartışması bir kırılma noktasıdır
Egnatia Odos meselesi, önümüzdeki dönemde Trakya siyasetinde önemli bir referans noktası olacaktır. Çünkü bu olayda kimin halktan yana durduğu, kimin susmayı tercih ettiği, kimin esnafın yanında yer aldığı, kimin de siyasi hesaplarla gerçeği görmezden geldiği açıkça görülmüştür.
İlhan Ahmet, Meclis’te bu konuyu gündeme taşıyarak yalnızca bir ulaşım sorununu değil, Trakya’nın onur meselesini savunmuştur.
Bakan Yardımcısı Tahiaos’un sert ve empati yoksunu cevabı ise hükümetin bölgeyle kurduğu ilişkiye zarar vermiş, Trakya’da haklı bir tepki doğurmuştur.
Bu nedenle Egnatia dosyası kapanmış değildir. Tam tersine, bu dosya İlhan Ahmet’in siyasi mücadelesinin ve Trakya halkının adalet talebinin yeni bir sembolü haline gelmiştir.
Bugün görünen şudur: Halkın gerçek sorunları karşısında susanlar unutulur; o sorunları Meclis kürsüsüne taşıyanlar ise güçlenir. İlhan Ahmet’in son çıkışı, sadece bugünün tartışması değil, önümüzdeki seçimlerin siyasi hafızasında da yer edecek güçlü bir müdahaledir.