ERDOĞAN: “YUNANİSTAN’IN İÇ SİYASETİ BİZİM MESELEMİZ DEĞİL” — PEKİ 2023’TE RODOP’TA NE OLDU?
EDİTÖRÜN YORUMU | M.Y.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın New York’tan verdiği “Yunanistan’ın iç siyasetiyle ilgilenmiyoruz, ilişkiler seçim malzemesi yapılmamalı” mesajı diplomatik açıdan son derece açık. Ancak bu açıklama, 2023 Yunanistan seçimlerinde Gümülcine’deki Türk Konsolosluğu’nun belirli adaylar lehine müdahalede bulunduğu yönündeki ciddi iddiaları ve Rodop’ta seçim döneminde yaşananları yeniden gündeme getiriyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu dolayısıyla bulunduğu New York’taki Türkevi’nde gazetecilerin sorularını yanıtlarken Türk-Yunan ilişkilerine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
“Yunanistan’ın ya da başka komşularımızın iç siyasetiyle bizim zaten ilgilenmek gibi bir derdimiz yok” diyen Erdoğan, Yunanistan’da seçimlerin, hükümet veya muhalefet değişikliklerinin Türkiye’nin meselesi olmadığını söyledi.
“Türkiye Yunanistan’ın düşmanı değildir, komşusudur, NATO şemsiyesi altında müttefikidir. İki ülke ilişkileri seçim malzemesi yapılmayacak kadar nazik ve mühimdir.”
Bu sözler açık bir ilke ortaya koyuyor: Türkiye, Yunanistan’ın iç siyasi ve seçim süreçlerine müdahil olmamalıdır.
Ancak tam da bu noktada, Batı Trakya’da 2023 seçimlerini yaşayanların hafızasında duran önemli bir soru yeniden gündeme geliyor:
2023 SEÇİMLERİ: TARTIŞMANIN MERKEZİNDE TÜRK KONSOLOSLUĞU
21 Mayıs 2023 genel seçimlerinin ardından Rodop, Yunanistan siyasetinin en önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi.
Yeni Demokrasi ülke genelinde açık farkla birinci parti olurken, Rodop’ta SYRIZA birinci çıktı. Özgür Ferhat da yüksek oyla milletvekili seçilmiş oldu.
Fakat tartışmanın temelinde yalnızca seçim sonucu bulunmuyordu.
Kiryakos Miçotakis, seçimlerin ardından yaptığı açıklamalarda Gümülcine’deki Türk Konsolosluğu’nun Rodop’ta belirli bir aday lehine “açık müdahalede” bulunduğunu ileri sürdü. Miçotakis’in açıklamalarında söz konusu adayın SYRIZA’dan seçilen Özgür Ferhat olduğu açık biçimde ortaya konuldu. Dönemin Yeni Demokrasi lideri, “Rodop’ta Türk Konsolosluğu’nun belirli bir aday lehine gerçekten açık müdahalesi oldu. Bu bir sorundur” ifadelerini kullanırken, yabancı bir ülkenin Yunanistan’daki belirli adaylar lehine müdahale etmesinin kabul edilemeyeceğini savundu. Bu açıklamalar ERT, Proto Thema, SKAI ve CNN Greece tarafından 3 Haziran 2023 tarihinde yayımlandı.
Yeni Demokrasi cephesi ayrıca dönemin SYRIZA lideri Aleksis Çipras’ın seçimlerden önce konuyla ilgili olarak resmî kanallardan bilgilendirildiğini ileri sürdü. Miçotakis, 11 Haziran 2023’te yaptığı açıklamada Çipras’ın Türk Konsolosluğu’nun faaliyetleri konusunda “hizmet gereği/resmî olarak” (υπηρεσιακά) bilgilendirildiğini ve söz konusu iki ismin Özgür Ferhat ile Hüseyin Zeybek olduğunu söyledi. Miçotakis’in anlatımına göre Çipras’a, Türk Konsolosluğu’nun bu iki SYRIZA adayı lehine fiilen seçim kampanyası yürüttüğü yönünde bilgi aktarılmıştı. ERT de aynı dönemde Miçotakis’in, Çipras’ın Türk Konsolosluğu’nun iki SYRIZA adayı lehine faaliyet yürüttüğü konusunda bilgilendirildiğini söylediğini aktardı.
Bunlar sıradan siyasi iddialar değildi. Yunanistan’ın dönemin Başbakanı tarafından kamuoyu önünde dile getirilen ve devletin istihbarat teşkilatından gelen bilgilere dayandırılan son derece ciddi dış müdahale iddialarıydı.
Üstelik 2023 seçim döneminde Batı Trakya’da yaşanan siyasi hareketlilik yalnızca Atina’daki açıklamalardan ibaret değildi.
Bölgede belirli adaylar etrafında yürütülen yoğun mobilizasyon, azınlık içerisindeki bazı yerel nüfuz çevrelerinin tutumu ve bazı Türkçe yayın organlarının belirli adaylar lehindeki belirgin yayın çizgisi, yerel toplumun yakından izlediği bir seçim atmosferi oluşturmuştu.
Bu nedenle bugün Erdoğan’ın açıklamasını değerlendirirken 2023’te yaşananları görmezden gelmek mümkün değildir.
ERDOĞAN’IN SÖZLERİ BİR SORUYU DA BERABERİNDE GETİRİYOR
Erdoğan bugün açıkça:
“Yunanistan’ın iç siyasetiyle ilgilenmek gibi bir derdimiz yok”
diyor.
Eğer bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin Yunanistan’a yönelik devlet politikasıysa, doğal olarak aynı ilkenin Türkiye’nin Yunanistan’daki diplomatik temsilcilikleri açısından da geçerli olması gerekir.
Dolayısıyla mesele Erdoğan’ın bugünkü sözlerini alkışlamak veya eleştirmek değildir. Mesele, açıklanan ilke ile geçmişte sahaya yansıdığı ileri sürülen uygulamalar arasındaki uyumun sorgulanmasıdır.
2023 seçim döneminde Rodop’ta belirli adayların desteklendiğine ilişkin iddialar gerçekten temelsiz miydi?
Eğer öyleyse, Yunanistan Başbakanı tarafından kamuoyu önünde dile getirilen ve EYP bilgilerine dayandırılan bu kadar ciddi iddialar neden ortaya çıktı?
Yok eğer bu iddiaların maddi bir temeli bulunuyorsa, bu kez başka bir soru ortaya çıkıyor:
TÜRKİYE’DEN “İNADINA KIRMIZI” ÇAĞRISI
2023 seçimlerinde tartışma yaratan gelişmeler yalnızca Gümülcine’deki Türk Konsolosluğu hakkındaki iddialarla sınırlı değildi.
Türkiye’de faaliyet gösteren Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği çevresinden Yunanistan’daki seçimlere ilişkin verilen mesajlar da dikkat çekmişti.
Dönemin dernek başkanı Hasan Küçük’ün kullandığı “Ne Yeşil Ne Mavi, İnadına Kırmızı” sloganı, seçim döneminde azınlık seçmenine yönelik açık bir siyasi mesaj olarak algılandı.
Bu söylemin, SYRIZA’nın rengi ve Rodop ile İskeçe’de belirli adaylar etrafında yürütülen seçim mobilizasyonuyla aynı döneme denk gelmesi, tartışmayı daha da büyüttü.
Bir derneğin açıklaması ile bir devletin diplomatik temsilciliğinin faaliyetleri elbette hukuken aynı kategoride değerlendirilemez.
Ancak Erdoğan’ın bugün ortaya koyduğu ilke açısından bakıldığında siyasi soru değişmiyor:
ÇİPRAS’IN “AZINLIĞI SEÇİME KARIŞTIRMAYIN” SAVUNMASI SORULARI CEVAPLAMIYOR
Tartışmanın diğer tarafında ise dönemin SYRIZA lideri Aleksis Çipras bulunuyordu.
Çipras, Yeni Demokrasi’nin azınlık konusunu seçim tartışmasının merkezine taşımasına karşı çıkarak bunun tehlikeli bir kutuplaşmaya yol açabileceğini savundu.
Ancak burada cevap bekleyen başka bir mesele vardı.
SYRIZA ülke genelinde ağır bir seçim yenilgisi yaşarken Rodop’ta birinci parti olmuştu. Aynı seçim sürecinde, partinin bölgedeki adayları lehine Türk Konsolosluğu’nun faaliyet yürüttüğüne ilişkin iddiaların Çipras’a seçimlerden önce EYP tarafından aktarıldığı hükümet cephesince açıklandı.
Dolayısıyla yalnızca “azınlığı seçim tartışmasına dahil etmeyin” demek, dış müdahale iddiasının özüne verilmiş bir cevap değildi.
Azınlık yurttaşlarının özgür siyasi tercihleri ile yabancı bir devletin diplomatik mekanizmalarının seçimlere müdahale edip etmediği sorusu birbirinden tamamen farklıdır.
Birincisi tartışmasız biçimde demokratik bir haktır.
İkincisi ise doğru olması halinde demokratik sürece yönelik ciddi bir müdahale meselesidir.
Bu nedenle 2023 tartışmasının esas sorusu azınlığın neden belirli bir partiye oy verdiği değil; bu tercihin oluşum sürecine dışarıdan sistematik biçimde müdahale edilip edilmediğidir.
AZINLIK İÇERİSİNDEKİ YEREL NÜFUZ ÇEVRELERİNİN ROLÜ DE TARTIŞILMALI
2023 seçimlerinin değerlendirilmesinde yalnızca devletlerarası boyuta bakmak da yeterli değildir.
Batı Trakya’da seçim döneminde belirli adayların desteklenmesi yönünde faaliyet gösteren yerel aktörler, nüfuz çevreleri ve bazı medya organlarının tutumu da bölge kamuoyunun yakından gözlemlediği bir gerçeklikti.
Bu noktada Erdoğan’ın bugünkü açıklaması aslında Türkiye ile ilişkili veya Türkiye’nin siyasi çizgisini referans alan yerel çevreler bakımından da önemli bir soru ortaya çıkarıyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı açık biçimde Yunanistan’daki seçimlerin ve siyasi iktidar değişikliklerinin Türkiye’nin meselesi olmadığını söylüyorsa, azınlık içerisinde hareket eden yerel aktörlerin de seçmenin önüne “desteklenecek aday” veya “desteklenmeyecek aday” listeleri koyması hangi siyasi gerekçeyle açıklanabilir?
Azınlık toplumunun demokratik temsili, tek merkezden yönetilen bir siyasi yapı anlamına gelemez.
Rodop ve İskeçe’deki azınlık seçmeni farklı siyasi görüşlere sahip olabilir; farklı partileri ve farklı adayları destekleyebilir. Bu çoğulculuk azınlığı zayıflatmaz. Aksine demokratik temsilini güçlendirir.
ASIL MESELE: AZINLIK SEÇMENİNİN ÖZGÜR İRADESİ
2023 seçimlerinden çıkarılması gereken temel sonuç budur.
Batı Trakya'da azınlığın siyasi iradesi hiçbir dış merkezin yönlendirme alanı haline gelmemelidir.
Konsoloslukların görevi diplomatik ve konsüler faaliyet yürütmektir; Yunanistan’daki seçimlerde hangi adayın destekleneceğini belirlemek değildir.
Türkiye’deki kuruluşların da Yunanistan vatandaşı olan azınlık seçmenine hangi partiye veya hangi adaya oy vermesi gerektiğini göstermeye çalışması, Erdoğan’ın bugün açıkladığı “Yunanistan’ın iç siyaseti bizim meselemiz değildir” yaklaşımıyla bağdaşmaz.
Aynı şekilde azınlık içerisindeki dini, toplumsal veya medya nüfuzuna sahip aktörlerin seçmenin özgür iradesinin üzerinde bir siyasi vesayet mekanizması oluşturması da çoğulcu demokratik temsil anlayışıyla uyuşmaz.
Azınlık seçmeninin demokratik hakkı son derece basittir:
ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASI ŞİMDİ BİR SİYASİ ÖLÇÜT
Erdoğan’ın New York’taki açıklaması bu nedenle geçmişe yönelik bütün tartışmaları sona erdiren bir cevap değil; aksine geleceğe yönelik açık bir ölçüt oluşturuyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı:
“Yunanistan’da seçim olur, hükümet değişir, muhalefet değişir. Bunlar bizim meselemiz değil.”
diyor.
O halde bu ilkenin gereği de açıktır.
Yunanistan’daki seçimler hiçbir Türk diplomatik temsilciliğinin siyasi faaliyet alanı olmamalı; Türkiye’deki kuruluşlardan Yunanistan seçmenine yönelik parti veya aday işaret eden kampanyalar yürütülmemeli; Batı Trakya'daki azınlığın kendi içindeki siyasi çoğulculuğuna saygı gösterilmelidir.
Türkiye ile Yunanistan arasında çözülmesi gereken ciddi meseleler bulunuyor. Bunların çözüm yolu seçimlere müdahale tartışmaları yaratmak değil; devletlerarası diyalog ve diplomasi kanallarını açık tutmaktır.
2023 seçimlerinin Rodop’ta bıraktığı tartışmaların ardından Erdoğan’ın bugünkü sözleri önümüzdeki dönem açısından çok açık bir sınav ortaya koyuyor:
