2025'TE MEYDAN OKUYORDU, 2026'DA DOKUNULMAZLIK KALKANI İSTEDİ: ÖZGÜR FERHAT'IN EKSEN KAYMASI TUTANAKLARDA
Parlamento kayıtları, Özgür Ferhat'ın dokunulmazlık konusunda bir yıl içinde tam tersi bir noktaya savrulduğunu belgeliyor. Partisinin anketlerde baraj altında olduğu ve kendisinin yeni bir çatı partisi arayışında bulunduğu bir dönemde gelen bu U dönüşü, azınlık kamuoyunda "kandırılma" duygusu yarattı. Ferhat'ın azınlık haklarını bireysel hukuki dosyalara kalkan yapması tartışması da beraberinde geliyor.
KAMUOYUNDAN GİZLENEN TUTANAKLARDA NE VAR?
Rodop Milletvekili Özgür Ferhat'ın, Yunanistan Parlamentosu Etik Komisyonu'ndaki dokunulmazlık süreçlerinde sergilediği çarpıcı eksen kayması, parlamento tutanakları ve adli belgelerle kayıt altına alınmış durumda.
2025 yılında komisyon kürsüsünden "dokunulmazlığımı kaldırın" diyerek meydan okuyan Ferhat'ın, 2026'da aynı komisyondan dokunulmazlık koruması talep etmesi, oluşturduğu siyasi algının çöküşü olarak değerlendiriliyor. Bu geri adımın zamanlaması ise dikkat çekici: Ferhat'ın partisi son anketlerde seçim barajının altında görünüyor ve kendisinin yeni bir çatı partisine eklemlenme arayışında olduğu konuşuluyor. Dokunulmazlık talebinin ardında, süren bir yargı sürecinin bu siyasi transferi zora sokma ihtimalinin yattığı değerlendiriliyor.
2025: "KALDIRIN, HESAP VERECEĞİM"
12 Mart 2025 tarihli Etik Komisyonu tutanaklarına göre Ferhat, dokunulmazlığının kaldırılması için komisyona açık çağrı yapmıştı. Tutanaklara geçen ifadeleri şöyle:
"Komisyonun kararı ne olursa olsun, dokunulmazlığımın kaldırılmasını bizzat ben istiyorum. Adalet önünde her şeyi kanıtlayacağız. Biz demokratız, biz gazeteci kovuşturmayız."
Ferhat bu çıkışı yalnızca kendi adına yapmamıştı. Aynı davada kendisiyle birlikte 16 kişi daha bulunuyordu ve Ferhat, sosyal medyada sabitlenmiş meydan okuma videosunda "ben ve benimle birlikte 16 azınlık temsilcisi" ifadesini kullanmıştı. Bu isimler arasında, adında "Türk" ifadesi bulunduğu için Yunanistan tarafından hukuken tanınmayan derneklerin başkanları da yer alıyordu. Ferhat'ın, Yunan hukuku açısından tanınmayan bu derneklerin başkanlarını "azınlık temsilcisi" olarak adlandırarak meclis gündemine taşıması, onları ve kendisini hukuken riskli bir pozisyona sokmuş oldu.
Bu sözlerle halka "Ben dürüstüm, mahkemeden korkmuyorum" mesajı veren Ferhat, bu çıkışıyla seçmeni nezdinde sahte bir kahramanlık algısı inşa etti.
2026: "KALDIRMAYIN, KORUNMAYA İHTİYACIM VAR"
Ancak takvimler 1 Nisan 2026'yı gösterdiğinde, o "cesur" vekilin yerini bambaşka bir pozisyon aldı: eksen kayması.
Nikos Arvanitis'in taraf olduğu aynı dava kapsamında köşeye sıkışan Ferhat, bu kez dokunulmazlığının kaldırılmaması için kulis faaliyeti yürüttü. Dün "adalet önünde aklanalım" diyerek topluca meydan okuyan isim, bugün "siyasi zulüm görüyorum" mazeretinin arkasına sığınarak tek başına kaçmayı seçti. Meydan okurken "biz" diyen, geri adım atarken "ben" dedi.
Bu, halkın kürsüsünden meydan okuma nutukları atıp, yargı karşısına gelince ise mahkeme kapısından kaçmak anlamına geliyor. Dahası, birlikte yola çıktığı isimleri de yarı yolda bırakması anlamına geliyor.
24 GÜNLÜK SESSİZLİK: KARAR KAMUOYUNDAN, SEÇMENDEN GİZLENDİ
Özgür Ferhat, 1 Nisan'da kendi talebi doğrultusunda alınan "dokunulmazlık kaldırılamasın" kararını tam 24 gün boyunca halktan gizledi. Bu süreçte ne bir açıklama yaptı ne de seçmenine karşı şeffaf davrandı.
Neden?
Çünkü muhtemelen halka, "Ben artık o eski meydan okuyan vekil değilim, mahkemeden korkuyorum" demeye yüzü yoktu. Çünkü sosyal medyasında sabitlenmiş duran meydan okuma videosundaki eski çıkışlarını ve verdiği sözleri korumak, adalet önünde hesap vermekten daha tatlı geldi.
ASIL MESELE: AZINLIK HAKLARI MI, FERHAT'IN SİYASİ GELECEĞİ Mİ?
Nikos Arvanitis'in yargıya taşıdığı dosyada, Ferhat'ın siyasi rakiplerine yönelik "Altın Şafak" benzetmesi yaptığı ve halkı "ırkçılık, bölücülük" gibi ağır kelimelerle tahrik ettiği iddiaları yer alıyor. Bu noktada kritik soru şu: Ferhat, azınlığın haklarını mı savunuyor, yoksa azınlık haklarını, kendi hukuki hatalarını örtbas etmek için bir "kalkan" olarak mı kullanıyor?
Dosyadaki belgeler ve Ferhat'ın savunma hattı incelendiğinde ortaya çıkan tablo nettir: Azınlık hakları savunulmuyor; azınlık ve onun hakları, kişisel hukuki açmazları örtbas etmek için kullanılıyor. Üstelik 2025'te kendisiyle birlikte hareket edenleri "azınlık temsilcisi" olarak bu sürece dâhil eden Ferhat, 2026'da kendi dokunulmazlık kalkanına sığınırken onları savunmasız bıraktı.
Ve asıl yakıcı soru burada ortaya çıkıyor: Ferhat dokunulmazlık zırhına kavuşurken, onun "azınlık temsilcisi" ilan ettiği o isimlerin akıbeti ne olacak? Onların böyle bir kalkanı yok. Ferhat'ın cesareti kendine yetip de onlara yetmezken, azınlık bundan sonra bu vekille yol yürümeye devam edecek mi?
Partisinin baraj altında olduğu ve yeni çatı partisi arayışında bulunduğu bir dönemde Ferhat'ın dokunulmazlık zırhına sarılması, akıllara şu soruyu da getiriyor: Ferhat, azınlığın çıkarlarını mı düşünüyor, yoksa siyasi transfer pazarlıklarını "temiz" bir isim olarak sürdürmenin derdinde mi?
Haklı olduğuna inanan bir siyasetçi, 24 gün boyunca maksatlı bir sessizliğe gömülmez. Haklı olan, mahkemeye çıkar, delillerini sunar ve hasmını susturur. Ferhat ise tam tersini yaptı: Dokunulmazlık arkasına saklandı, gerçeği halktan gizledi, Arvanitis karşısında geri adım attı ve birlikte yola çıktıklarını yalnız bıraktı.
SORU: DÜNÜN MEYDAN OKUYAN VEKİLİ NEREDE, BUGÜNÜN KAÇAĞI KİM?
Rodop seçmeni ve azınlık kamuoyu açısından mesele artık net ve yakıcıdır: Dün "aklanalım" diyerek meydan okuyan o vekil nerede, bugün mahkemeden kaçan ve yanındakileri de yüzüstü bırakan bu isim kim?
Bu sorunun tatmin edici bir yanıtı olmadığı sürece, bir siyasi iflasın portresi olarak bu dosya, azınlık siyasi tarihine ve seçmenin hafızasına kazınacaktır.
* Bu haber-analiz; parlamento resmi tutanakları, Etik Komisyonu kayıtları, adli makamlara sunulan belgeler ve açık kaynaklardan erişilebilen güncel anket verileri temel alınarak, azınlık kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır.
