Bir siyasi "satış" hikâyesi: Kulisler ona neden "bohçacı" (γυρολόγος) diyor?

Rodop Milletvekili Özgür Ferhat'ın Yeni Sol'dan istifa edip bağımsız kalması ve gözünü Aleksis Çipras'ın kuracağı partiye dikmesi, Yunanistan siyasi kulislerinde "çıkar için oy ve parti değiştirme" tartışmalarının fitilini ateşledi.

2023'te milletvekili seçildiğinden beri azınlık oylarını parti parti dolaşıp en iyi teklife pazarladığı eleştirilerinin hedefinde olan Özgür Ferhat'ın bu son hamlesini anlatmaya Yunanca siyasi argonun "γυρολόγος" (seyyar satıcı) tabiri tam oturuyor. Ne var ki Batı Trakya'da azınlık toplumunun Yassıköy merkezli eleştirisi çok daha yaratıcı ve keskindir: "Bohçacı".

Ferhat henüz resmen Çipras'ın partisine geçmiş değil. Ancak "şu anda birçok süreç işliyor ve Aleksis Çipras'ın adı gündemde" sözleri, siyasi çevrelerce bir tür "ön satış" olarak yorumlanıyor. Yeni Sol'dan kopuş gerekçesini partideki tıkanıklığa ve ilerici alanı yeniden yapılandırma arzusuna bağlasa da, eleştirmenlerine göre Ferhat, siyasi duruşunu adeta bir bohçaya sarmış, kapı kapı dolaştırarak en yüksek fiyatı verene sunuyor. Çipras'ın, kuruluşunu Haziran ayında ilan etmesi beklenen partisine gelmek isteyen milletvekillerine vekillikten istifa şartı koşması ise bu "pazarlığın" en kritik maddesi. Milletvekilliğinden istifa etmeyen Ferhat, şimdilik sadece Yeni Sol'dan ayrılarak bağımsızlıkla yetiniyor.

"Biz SYRIZA'ya oy verdik, bizi ANEL yönetiyor!"

Özgür Ferhat'ın bugünkü pazarlık alışkanlığını anlamak için SYRIZA'nın azınlıkla kurduğu sorunlu ilişkinin kökenlerine inmek gerekiyor. Azınlık kamuoyunda sayılan bir isim olan Kâmil Sıcak Emin, Ekim 2016'da Atina'daki SYRIZA Kongresi'ne Gümülcine delegesi olarak katılmış ve yaptığı konuşmayla adeta isyan etmişti. O dönem basına "Biz SYRIZA'ya oy verdik, bizi ANEL yönetiyor!" başlığıyla yansıyan bu çarpıcı çıkışta Sıcak Emin, partinin programındaki azınlık karşıtı bir maddenin kabul edilemez olduğunu söylemiş; eğitim, kimlik ve vakıflar gibi kolektif haklar alanında süren tıkanıklıkları sıralamıştı.

Konuşmanın en can alıcı noktası ise SYRIZA'nın Panos Kammenos liderliğindeki milliyetçi ANEL ile kurduğu koalisyonun azınlıkta yarattığı derin hayal kırıklığıydı. Sıcak Emin delegelere aynen şöyle seslendi: "SYRIZA'ya oy veren sıradan vatandaşlar ihanete uğramış hissediyor. Genellikle 'Biz SYRIZA'ya oy verdik, ama bizi ANEL yönetiyor' diyorlar." Bu sözler, Çipras'ın azınlık karşıtı söylemleriyle bilinen ANEL'le kurduğu ittifakın Trakya'da yarattığı hayal kırıklığının en net belgesi olarak tarihe geçti. Sıcak Emin'in o gün delegeler huzurunda dile getirdiği bu haklı isyan, bugün Ferhat'ın "yuvaya dönüş" diye pazarlanan manevrasının ne kadar köksüz olduğunu da gözler önüne seriyor.

Delegelere bir istifa, bir el çektirme

Ferhat'ın pazarlık alışkanlığı SYRIZA günlerine uzanan eski bir hikâye. Daha 19 Mayıs 2022'de Kâmil Sıcak Emin, sosyal medya hesabından Ferhat'ın Merkez Komitesi üyeliğinin tartışmalı olduğunu açıkça yazmıştı: "SYRIZA Merkez Komitesi seçimleri ve sonuçları bölgemizde epey tartışılmakta. Partimiz başından beri bir hatalar zinciri içine girerek Özgür'ün seçildiğini ilân etti. Özgür'ün seçilmemiş olmasına rağmen kontenjandan giren Vasilis Traiforos'un istifa etmesi, ardından ikinci sıradaki adayın değil de kontenjan yok sayılarak Özgür yoldaşın Merkez Komitesi üyeliğine getirilmesi hatadır." Bu açıklama, Ferhat'ın daha yolun başında şaibeli bir kontenjan operasyonuyla siyasete tutunduğunu belgeliyor. Sıcak Emin, Ferhat'ın "İnadına Kırmızı" kampanyasının gölgesinde milletvekili seçildiği 2023 çifte seçimlerinden sadece birkaç ay sonra, 24 Ekim 2023'te, tartışmalı bir isim uğruna partisinin ilkelerinden ödün verildiğini gördüğü için SYRIZA'dan etik gerekçelerle istifa etti.

2023 çifte seçim: "İnadına Kırmızı" ve azınlık seçmenine parmak sallama dönemi

Ferhat'ın bugün bu koltuğa bu denli yapışmasının arkasında, 2023 seçim döneminde bizzat onu işaret eden meşhur "Kırmızı" kampanya var. Hatırlanacağı üzere Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Küçük, "İnadına Kırmızı" sloganıyla azınlık seçmenini Ferhat'ın arkasında konsolide etmeye çağırmıştı. Bu çağrı, sadece bir seçim sloganı değil; Ferhat'ı o koltuğa taşıyan organik bağın açık ilanıydı. Batı Trakya'da Türkçe yayın yapan havuz medyası o dönem kampanyayı adeta bir seferberliğe dönüştürmüştü. Şimdi aynı çevreler Ferhat'ın Yeni Sol'dan istifasını "yuvaya dönüş", "Çipras'ın karizmatik liderliği" gibi ifadelerle romantikleştirme peşinde. Oysa ortada ne eski bir yuva var ne de Ferhat'ın milletvekili sıfatıyla gidebileceği bir "yuva".

Mitsotakis'in iması: Rodop ve İskeçe oylarında dış etkenlerin gölgesi

Meselenin bir başka boyutuna da dikkat çekmek gerek. 2023'teki çifte seçimin ardından Başbakan Kiryakos Mitsotakis dahi SYRIZA'nın Rodop ve İskeçe'deki oy oranına ilişkin dikkat çekici imalarda bulunmuş, bölgede seçmen üzerindeki dış etkenlere işaret etmişti. Başbakanın bu çıkışı, azınlık siyasetindeki "dış müdahale" tartışmalarını en üst perdeden gündeme taşıdı. İşte tam da bu nedenle Ferhat, Yeni Sol'dan istifa edip Çipras'a kancayı takarken dahi milletvekilliğinden istifa edemiyor. Çünkü o koltuk, sıradan bir vekillik makamı değil; belli bir sistemin himayesinde şekillenmiş simgesel bir sandalye. Böylesi bir açık destekle elde edilen koltuğun, aynı çevrelerin onayı olmadan bırakılması söz konusu olamaz.

Dokunulmazlık zırhı ve "biz"den "ben"e kaçış

Bu siyasi cambazlık, Ferhat'ın yakın zamanda parlamentoda yaşadığı dokunulmazlık oylamasıyla tam bir uyum içinde. 2025'te meclis kürsüsünde "Adalet önünde hesap vereceğim, dokunulmazlığımı kaldırın" diye meydan okuyan Ferhat, 2026'da aynı dokunulmazlığın kaldırılmaması için iktidar partisi Yeni Demokrasi nezdinde kulis yapmış ve oylamanın ardından kendisini koruyan milletvekillerine kürsüden en az on kez teşekkür etmiştir. O gün 46 milletvekilinin salonu terk ettiği bu tiyatroda Ferhat, kendisini diğer 16 azınlık mensubundan ayrıştırarak bireysel bir kurtuluş savaşı verdi. Peki şimdi o, dokunulmazlık zırhına kavuşurken "azınlık temsilcisi" ilan ettiği 16 ismin akıbeti ne olacak? Onların böyle bir kalkanı yok. Ferhat'ın cesareti kendine yetip de onlara yetmezken ortaya çıkan tablo nettir: Meydan okurken "biz" diyen, geri adım atarken "ben" dedi.

İlkesiz cambazlık ile bölgeye hizmet eden siyaset arasındaki fark

Bu noktada, "parti değiştirme" olgusunu ilkesel bir zeminde değerlendirmek, bir ayrımı netleştirmeyi zorunlu kılıyor. Özgür Ferhat'ın durumunu, yine Rodop'tan milletvekili seçilmiş İlhan Ahmet'in siyasi geçmişiyle karıştırmak, olgusal ve etik bir hata olur. İkisi taban tabana zıt hikâyelerdir.

İlhan Ahmet'in parti değiştirme süreci, bir pazarlığın değil, ilkeli bir duruşun ve uzun bir zaman dilimine yayılan siyasi mücadelenin sonucudur. Ahmet, Yeni Demokrasi Partisi'nin başına azınlık karşıtı ve Türk-Yunan ilişkilerine olumsuz yaklaşımıyla bilinen eski Başbakan Andonis Samaras geçtiğinde, partiden arkadaşlarıyla birlikte cesurca ayrılmıştır. O dönem rakipleri tarafından siyasi kariyerinin bittiği dahi iddia edilmiştir. Amacının sadece koltuk sahibi olmak olmadığını kanıtlayan Ahmet, yeni kurulmuş Dora Bakoyanni'nin partisine katılmış; Rodop'ta 11 bine yakın oy almasına rağmen partisi ülke barajını aşamadığı için milletvekili seçilememiştir. Aynı ilkeli çizgi, Demokratik Sol (DİMAR) sürecinde de devam etmiştir.

Şu anda dokuz yıldır kesintisiz biçimde PASOK milletvekili olan İlhan Ahmet, Rodop siyasi tarihinde bu parti çatısı altında en uzun süre görev yapan isim unvanını elinde tutmaktadır.

Asıl fark ise meclis çalışmalarında ortaya çıkıyor. Özgür Ferhat'ın üç yıllık milletvekilliği dönemindeki faaliyetleri yok denecek seviyedeyken; İlhan Ahmet yalnızca 2023'ten bugüne, bölge sorunlarının çözümü için ilgili bakanları tam 56 kez Genel Kurul'a getirerek denetlemiştir. PASOK bünyesinde ve meclis komisyonlarında üstlendiği üst düzey görevler de bu çalışma temposunun somut göstergesidir.

Aynı karşıtlık, Yeni Sol'un İskeçe Milletvekili Hüseyin Zeybek ile Ferhat arasında da mevcuttur. Zeybek, Çipras'ın hiçbir etkinliğine şu ana kadar katılmamış; Yeni Sol oluşumuna ve sol ideolojiye bağlılığını net bir şekilde ortaya koymuştur. Kendisi, liderlerin arkasından sürüklenmeyen, ideolojik eksende yürüyen bir profil çizmektedir. Buna karşın Özgür Ferhat'ın, hiçbir ideolojik temele dayanmadan, sırf makamını muhafaza etmek amacıyla koltuğuna sarıldığı siyasi kamuoyunda açıkça gözlenmektedir.

Özetle; Özgür Ferhat yalnızca üç yıl içinde üç farklı parti değiştirmiştir. Dikkat edilmesi gereken en kritik husus şudur: Ferhat'ın ayrıldığı bu partiler ne kapanmış ne de herhangi bir ideolojik evrime uğramıştır. Bu, ilkeli bir siyasi duruştan çok, bir bohçanın en yüksek fiyatı verene taşınmasıdır.

Çipras'ın etik duvarı ve bohçanın düğümü

Peki şimdi ne olacak? Çipras, kuracağı yeni parti için kırmızı çizgisini net çizdi: "Bize katılacak vekil, önce koltuğundan istifa edecek." Çipras, halkın başka bir listeyle seçtiği vekilin yeni bir oluşuma şahsi malı gibi taşınmasını ahlaki bir çürüme olarak görüyor. Burada altı çizilmesi gereken kritik bir ayrıntı var: Bugün bahsi geçen Çipras, artık eski SYRIZA'nın lideri değil. 2023'teki ağır seçim yenilgisinin ardından genel başkanlıktan ve parlamentodaki koltuğundan dahi feragat ederek bambaşka bir siyasi rotada yelken açtı. Üstelik bu, 2016'da Kâmil Sıcak Emin'in "Bizi ANEL yönetiyor" diye isyan ettiği, azınlığa verdiği sözleri tutmayan, iktidar uğruna milliyetçi ANEL'le koyun koyuna yatan aynı Çipras. Ferhat'ın sığınmak istediği liman işte bu çelişkili mirasın üzerine inşa edilmeye çalışılıyor. Sıcak Emin'in tanıklık ettiği üzere, daha SYRIZA Merkez Komitesi'ne şaibeli yöntemlerle giren birinin, şimdi bambaşka bir çatıya "koltuklu" geçmeye çalışması, Çipras'ın ilan ettiği etik ilkelerle taban tabana zıt.

İlk davada sanık sıfatı sürüyor: 19 Ekim'de kritik duruşma

Bu ikiyüzlülük, önümüzdeki aylarda mahkeme salonunda yüzleşilecek somut bir gerçeğe dönüşüyor. Ferhat, 19 Ekim 2026'da Trakya Bölge Adliye Mahkemesi'nde görülecek davada, dokunulmazlık kalkanıyla korumaya almadığı diğer 16 kişiyle birlikte sanık sandalyesine oturmaya hazırlanıyor. Mahkeme kapısından kaçarken sırtını iktidara dayayan "Bohçacı", şimdi Çipras'ın solcu seçmenine şirin görünmeye çalışıyor. Diğer azınlık temsilcileriyle aynı kaderi paylaşmak istemeyen Ferhat'ın, mahkûmiyet almamak adına daha ne adımlar atacağı şimdiden tartışma konusu. Bu çelişki, seçmenin aklında tutması gereken en can alıcı noktadır.

Sonuç: Pazarlık bitmedi, bohça hâlâ elde

Özgür Ferhat'ın önünde iki risk var: Ya "İnadına Kırmızı" kampanyasının ve Hasan Küçük gölgesinin altında bağımsız bir figür olarak eriyecek ya da Çipras'ın şartına boyun eğip meclis dışı kalma riskini göze alacak. Kâmil Sıcak Emin'in daha 2016'da "Bizi ANEL yönetiyor" diyerek işaret ettiği, 2022'de Ferhat'ın şaibeli yükselişini belgelediği, Başbakan Mitsotakis'in Rodop ve İskeçe oylarındaki dış etkenlere dikkat çektiği, havuz medyasının "yuvaya dönüş" diye paketlediği bu hikâyede, Yassıköylü Bohçacı'nın elinde hâlâ kırmızıya boyanmış, açılmamış bir bohça var. Batı Trakya'da azınlık seçmeni, dokunulmazlık oylamasında iktidara teşekkür eden, Merkez Komitesi'ne kontenjan operasyonuyla giren, meydan okurken "biz" deyip geri adım atarken "ben" diyen ve 19 Ekim'de sanık sandalyesine oturacak bu seyyar satıcının fiyat etiketini iyi okumalıdır.