PASOK'UN KAPILARI NEDEN KAPALI?

Burhan Baran İçin Yolun Sonu: Kırmızı Çizgiler ve Siyasi Bedel

Bu yazı, sadece bir siyasetçinin düşüş hikâyesi değil. Aynı zamanda İskeçe'deki azınlık seçmeninin, kendisini kimin temsil ettiğini ve bu temsilin neye mal olduğunu sorgulaması için bir ayna.

PASOK'tan ihraç edilen İskeçe Milletvekili Burhan Baran, yasa dışı reçete yazımı davasından İstinaf Mahkemesi'nde beraat etti. İlk derece mahkemesi 6 yıl ağır hapis cezası vermişti. Bu karar, pek çok kişi için "siyasete dönüş bileti" gibi okunabilirdi. Ancak siyasette mahkeme kararları adli sicili temizlese de, siyasi sicili temize çekmeye yetmez.

PASOK'un ihraç kararını neden geri çekmediğini ve diğer partilerin neden Baran'a kapıları kapattığını anlamak için, derin siyasi, etik ve ulusal gerekçelere bakmak gerekiyor. Ve bu gerekçeler, İskeçe'deki azınlık seçmenine de önemli dersler sunuyor.

Devlete Paralel Yapıya Destek: İlk Kırmızı Çizgi

Baran'ın aştığı en ciddi sınır, Yunan Devleti'nin tanımadığı paralel yapılara verdiği açık destekti. Eylül 2022'de, yasal müftülük makamını hiçe sayarak "sözde müftü" seçimine teşvik etmesi ve bu yönde yazılı açıklama çıkarması, Atina tarafından anayasal düzene doğrudan meydan okuma olarak kayda geçti.

Anayasaya sadakat yemini etmiş bir milletvekili, resmi idareyi baltalayan süreçlerin parçası olamaz. Burada İskeçeli azınlık seçmeninin net görmesi gereken bir çizgi var: Bir siyasetçi, mensubu olduğu toplumun haklarını savunmak ile devletin hukuk düzenine paralel yapılar üzerinden meydan okumak arasındaki farkı bilmek zorundadır. Birincisi meşru siyasettir, ikincisi kurumsal güveni dinamitlemektir.

2023'te Kopmanın Eşiği: "Lozan" Uyarısı ve Zoraki Geri Adım

2023 genel seçimleri öncesinde, Ramazan ayında bir fotoğrafla alevlenen kriz siyasi hafızalara kazındı. PASOK Lideri Nikos Androulakis, Baran'ı ihraç etmenin eşiğine geldi ve tarihe geçen şu uyarıyı yaptı:

"Lozan Antlaşması'na saygı göstermeyen, temel hakları ihlal eder ve demokratik süreçlere saygı duymazsa PASOK'ta yeri yoktur."

Baran, bu baskı karşısında geri adım atarak adaylığını kurtardı. Ne var ki seçim biter bitmez eski çizgisine döndü. Bu "uyarı" onun için sadece atlatılması gereken geçici bir engeldi. Oysa İskeçeli seçmen için Lozan, azınlık haklarının teminatıdır; bu çerçeveyi zorlayan söylemler, uzun vadede temsil edilen topluma da zarar verir.

Androulakis'e "Hitler" Dediler, Onlar Sustu: Karakter Sınavı

Bardağı taşıran son damla, Millet Gazetesi'nde PASOK Lideri Andrulakis'e yönelik ağır hakaretler ve çirkin "Hitler" benzetmesi oldu. Kendi genel başkanı bu şekilde hedef alınırken, Burhan Baran tek bir kınama cümlesi dahi kurmadı. Suskunluğu tercih etti.

Aynı sessizliği Rodop'ta Sibel Mustafaoğlu da sergiledi. Bu iki isim, farklı coğrafyalarda aynı siyasi kültürün ürünü olarak, partiye sadakat ile azınlık içindeki statükoya bağlılık arasında kaldıklarında tercihlerini partiden yana kullanmadılar. PASOK'un Mustafaoğlu'na da adaylık için muhtemel kapıları kapatması tesadüf değil - Mart ayındaki 4. olağan kongrede merkez komite seçimlerine aday dahi olamamıştı - ; bu, aynı karakter zaafiyetine karşı geliştirilmiş ilkesel ve tutarlı bir duruşun sonucu.

Hiçbir demokratik parti, liderine yapılan bu seviyedeki bir saldırı karşısında sessiz kalan milletvekilini bünyesinde barındırmaz. Bu ideolojik bir mesele değil, doğrudan güven ve karakter meselesidir.

Yerel Oy Hesabı, Ulusal İtibar Kaybı

Burhan Baran'ın İskeçe'deki azınlık seçmeni arasında belli bir tanınırlığa sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak bu tanınırlık, partinin ülke genelindeki siyasi duruşu ve kitlesel desteği yanında ikinci plandadır. PASOK liderliğinin yaptığı hesap nettir: Yerelden gelecek sınırlı bir avantaj, ulusal ölçekteki itibar kaybına değmez.

Azınlık içindeki statükonun ajandasıyla bu kadar özdeşleşmiş bir profilin listeye konması, İskeçe'de belki bir miktar oy getirebilir. Ancak Yunanistan'ın geri kalanında binlerce seçmen partiden uzaklaşır ve kitlesel bir güven erozyonu yaşanır. Hiçbir iktidar adayı parti, dar bir oy hesabı için ülke genelindeki meşruiyetini ve prestijini riske atamaz.

İskeçeli azınlık seçmeni de bu dengeyi görmelidir: Bir parti ulusal ölçekte zayıflarsa, o partiden aday olan azınlık mensuplarının eli güçlenmez; tam tersine, siyasi etkileri iyice azalır.

Türkiye'de Gizli Şirket: Hukuki Engel, Etik Çöküş

Baran'ın adaylığının önündeki en büyük hukuki engellerden biri Mal Varlığı Beyanı ihlalidir. Türkiye'de aktif olan ve 2019'dan beri beyan edilmeyen bir şirketin varlığı (Mart 2026 verilerine göre), 3213/2003 sayılı kanunun açık ihlalidir.

Şeffaflığı temel ilke edinen PASOK için, komşu ülkede "gizli" (off shore) ticari faaliyetleri olan bir ismi kadrosunda tutmak siyasi intihardır. İskeçeli seçmenin de burada sorması gereken soru basittir: Seçilmiş temsilcimiz, vaktini ve enerjisini bölgenin sorunlarına mı harcıyor, yoksa sınır ötesindeki şahsi işlerine mi?

"Bankamatik Milletvekili": Parlamentoda Sıfır, Partide Sıfır, Komisyonda Sıfır

Baran'ın 2019-2026 arasındaki iki dönemi, Batı Trakya siyasi tarihinin en verimsiz sayfalarından biridir. Meclis çalışmaları yerine Türkiye'deki ticari işlerine ve doktorluk yapmaya odaklandı.

2023-2026 döneminde meclisteki varlığı neredeyse sıfırdı. Parti içi gölge kabine görevlerinde tam bir görünmezlik sergiledi. Yer aldığı meclis komisyonlarında ise tek bir kayda değer katkı sunmadı; hatta o komisyonlarda var mıydı, yok muydu, bunu parti yönetimi dahi bilmez hale geldi. Kendisine tevdi edilen hiçbir kurumsal sorumluluğun hakkını vermedi.

Meclis koridorları yerine ticaretin peşinden koşan, parti içinde ve komisyonlarda hiçbir iz bırakmayan bu profil, doğrudan "bankamatik milletvekili" görüntüsü yarattı. Bu durum sadece kendi itibarını değil, onu listesinde taşıyan partinin kurumsal prestijini de zedeledi. Azınlık seçmeni sormalı: Bize vaat edilen temsil, bu karnenin neresinde?

"Ben Seçilirim, Parti Katlanır" Kibri

Baran ve benzerlerinin zihninde şu yanılsama yer etmiştir: "Ben 2000 oyla dahi seçilirim, parti benim her hatama göz yummak zorundadır."

Bu, kurumu kendinden aşağıda gören, partiyi bir seçim nakliye aracına indirgeyen kibirli bir yaklaşımdır. Modern Yunan siyasi partileri bu tür "meydan okumaları" artık tasfiye ile cevaplandırmaktadır. Hiçbir anayasal parti, kurumsal iradesini hiçe sayan bir profili sırtında taşımaz. İskeçeli seçmene mesaj açıktır: Seçmen iradesi kutsaldır, ama bu iradeyi şahsi kalkan haline getiren siyasetçiler, er ya da geç sistemin dışına itilir.

Sonuç: Kapanan Defter

Burhan Baran'ın İstinaf'tan aldığı beraat; siyasi hatalarını, meclisteki devamsızlığını, parti içi ve komisyon görevlerindeki sıfır performansını, liderine yapılan "Hitler" benzetmesine karşı sessizliğini ve ulusal ölçekte partiye verdiği ağır zararı aklamaz.

PASOK ve diğer anayasal partiler için Burhan Baran artık bir siyasi temsilci değil; şahsi çıkarlarını kamu görevinin önüne koymuş, kurumsal güvenilirliğini tümüyle yitirmiş bir figürdür. Aynı karakter zaafiyetini sergileyen Sibel Mustafaoğlu için de bu yol aynı gerekçelerle kuvvetle muhtemel kapanmıştır. Bu bir tesadüf değil, partinin kendini koruma refleksidir.

İskeçe'nin siyasi tarihinde, temsil ettiği topluma ve partisine bu kadar az katkı sunan bir başka örnek yoktur. Bu dosya, PASOK için bir daha açılmamak üzere kapanmıştır.

EDİTÖR NOTU: Bu analiz; PASOK'tan ihraç edilen İskeçe Milletvekili Burhan Baran'ın kamuoyuna yansıyan beyanları, PASOK-KİNAL partisinin resmi açıklamaları, Yunanistan Parlamento tutanakları ve güncel hukuki dosyalar temel alınarak hazırlanmıştır.