SYRİZA'DAN AYRILIP NEA ARİSTERA'YI KURANLAR ŞİMDİ DE KENDİ PARTİLERİNİ DAĞITIYOR
Yunanistan solunda sular durulmuyor. Eski Başbakan Aleksis Çipras'ın yeni siyasi oluşumu ELAS'ı (Yunan Sol İttifakı) duyurmasının ardından, SYRIZA'dan ayrılarak Nea Aristera (Yeni Sol) partisini kuran milletvekilleri yeniden saf değiştiriyor. Yunan basınından iefimerida'nın kulis bilgilerine göre, Nea Aristera Genel Sekreteri Gavriil Sakellaridis, Aleksis Haritsis liderliğindeki ayrılıkçı gruba yönelik oldukça sert ifadeler kullandı.
"Kutsal Ruh Değil, Çipras'ın Takvimi Aydınlattı"
Sakellaridis'in, istifa hazırlığındaki gruba yönelttiği eleştiri yalnızca bir parti içi restleşme değil, aynı zamanda ideolojik bir meydan okuma niteliğinde:
"Bu kararlar Kutsal Ruh'un aydınlatmasıyla alınmadı; adımları Çipras'ın partisiyle tamamen eş zamanlı ilerliyor. Gitmek isteyen hemen gitsin. Ancak sol seçmen bu parçalanmayı ve Meclis'teki sol sesin kısılmasını asla affetmeyecek; onları çok sert yargılayacak."
Bu sözler, Yunan solunun uzun süredir mücadele ettiği yapısal bir sorunu gözler önüne seriyor: şahıs kültüne dayalı, kurumsal derinlikten yoksun ve bireysel hesaplarla şekillenen bir siyaset tarzı.
İlk Kopuş: Seçmenin Koltuğunu Partiden Partiye Taşımak
Meseleyi doğru kavramak için biraz geriye gitmek şart. Stefanos Kasselakis'in SYRIZA genel başkanlığına seçilmesi, parti içinde uzun süredir biriken gerilimin açığa çıkmasına yol açtı. Bu liderlik değişimini gerekçe göstererek partiden istifa eden Aleksis Haritsis, Efi Ahçioğlu, Nasos Iliopoulos ve Dimitris Tzanakopoulos gibi öne çıkan isimler, beraberlerinde milletvekili koltuklarını da götürerek Nea Aristera'yı kurdu.
Burada Yunanistan'a özgü seçim sistemini hatırlamak gerekiyor. Ülkede uygulanan çapraz oy usulü gereği seçmen, hem parti logosuna hem de doğrudan milletvekili adayının ismine işaret koyarak tercihini belirliyor. Bu durumda söz konusu vekilleri meclise taşıyan irade iki katmanlı: Bir yanında SYRIZA'nın kurumsal kimliği ve siyasi çizgisi var; diğer yanında ise seçmenin o isimlere duyduğu şahsi güven.
Ne var ki bu ikili yapı, vekillerin istifasıyla birlikte ciddi bir temsil krizine dönüştü. Seçmenin partiye duyduğu güven boşa çıkarıldığı gibi, şahsi oylarla seçilen bu isimlerin kendilerini taşıyan seçmen kitlesine danışmadan, onların onayını almadan yepyeni bir parti çatısına geçmesi de ayrı bir meşruiyet sorunu yarattı. Ortada ne partiye ne de bireysel seçmene karşı tam anlamıyla bir hesap verme duruşu vardı; yalnızca verilmiş oyların üzerine yeni bir tabela asılmıştı.
İkinci Perde: Kasselakis'in Liderlik Tarzına İsyan Edenler Şimdi Çipras'ın Tek Adamlığına Koşuyor
Şimdi benzer bir senaryo tekrar sahnede. SYRIZA'dan ayrılırken "tek adam yönetimine ve lider kültüne karşı olduklarını" yüksek sesle dile getiren aynı ekip, bu kez bizzat kurdukları Nea Aristera'yı darmadağın ederek Çipras'ın kişisel girişimi olarak şekillenen ELAS'a katılmaya hazırlanıyor. Salı günü yapılması beklenen toplu istifalarla birlikte Nea Aristera'nın meclisteki grup gücünü tamamen kaybedeceği konuşuluyor.
Seçmenin zihninde ister istemez şu soru beliriyor: Kasselakis'in liderlik tarzına isyan ederek SYRIZA'dan kopanlar, şimdi neden Çipras'ın açık ara hâkim olacağı bir başka şahıs merkezli yapıya yöneliyor? Bu sorunun tatmin edici bir cevabı yok; zira ortada ilkesel bir hattın değil, tamamen pozisyon hesaplarına dayalı bir manevranın olduğu her geçen gün daha net görülüyor.
Seçmenin Vereceği Tepki
Tutarsızlık ve Pozisyon Kovalama:
SYRIZA'dan ayrılırken demokrasi, kurumsallık, kolektif irade gibi kavramları merkeze koyan bir söylem kuran bu vekillerin, şimdi aynı eleştirilerin rahatlıkla yöneltilebileceği bir oluşuma eklemlenme çabası, inandırıcılık zeminini ortadan kaldırıyor. Sol seçmen açısından bu tablo, ideolojik bir yeniden konumlanmadan ziyade, siyasi geleceğini garantiye alma telaşı olarak yorumlanıyor.
Sandıkta Hesaplaşma:
İlk kırılmada bu kadroya ihtiyatlı da olsa bir kredi açan seçmen, partiden partiye savrulan, kurduğu yapıyı dahi yarı yolda bırakan ve bireysel gündemlerle hareket eden siyasetçilere bu kez aynı müsamahayı göstermeyecek. Sandık önlerine geldiğinde, seçmenin bu isimlere yönelik tavrının son derece keskin olması bekleniyor.
Dağınık Solun Karşısında İstikrarlı Seçenek PASOK
Yunan solunda yaşanan bu son deprem, seçmen açısından daha geniş bir muhasebeyi de beraberinde getiriyor. SYRIZA'dan Nea Aristera'ya, oradan ELAS'a savrulan bu hikâye, sol seçmene net bir gerçeği gösteriyor: Şahıs eksenli, bireysel hırslarla yön bulan ve sürekli iç çatışmayla enerji kaybeden yapılar, ne istikrar üretebiliyor ne de toplumun taleplerine odaklanabiliyor.
Böylesi bir manzara karşısında, kurumsal omurgasını koruyan, siyasi hattında tutarlılık sergileyen ve kişilerden bağımsız bir parti mekanizması işletebilen PASOK, dağınık sol seçmen için giderek daha anlamlı bir seçenek haline geliyor. Nea Aristera ve SYRIZA'daki çözülmelerin açtığı boşluk, seçmeni ister istemez istikrar arayışına itiyor. Bu atmosferde PASOK'un, soldaki güvenilir liman konumunu tahkim etmesi sürpriz olmayacaktır.
Bundan sonrası için belirleyici olan, bu parçalı görüntüden yorulan sol seçmenin sandıkta nasıl bir yön çizeceği. Ancak şimdiden şu kadarı açık: Seçmenin, kendisini yalnızca bir sıçrama tahtası olarak gören ve günü kurtarmaktan başka derdi olmayan bu siyasetçilere tahammülü kalmadı.
