İran savaşı ve buna bağlı olarak yükselen petrol fiyatları, küresel piyasalarda enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görülen altın ve gümüşte hareketlilik sürerken, Alman uzmanlar mevcut tabloyu değerlendirdi.

Borsada sıkça dile getirilen yatırım tavsiyelerinden biri, “Toplar patlarken satın almaya bak” sözüdür. Başka bir ifadeyle, savaşın başladığı ve gidişatın belirsizleştiği dönemlerde yatırım yapılmasının fırsat oluşturabileceği düşünülür.

Belirsizliğin arttığı zamanlarda tasarruflarını güvenli bir limana taşımak isteyen yatırımcılar ise genellikle altına yönelir. İstikrarsız dönemlerde altın ucuz olmasa da, özellikle pandemi veya savaş gibi kriz ortamlarında bu değerli metale talep artar. Nitekim altın, yılın ilk haftalarında da görüldüğü gibi, belirsizlik dönemlerinde güçlü yükselişler gösterebilir.

Fiyat yükselişi devam ederse, istikrarsızlık dönemlerinde altına yönelen yatırımcı sayısının daha da artabileceği düşünülür. Ancak mevcut tablo, altına yatırım yapmak isteyen spekülatörler açısından gerçekten uygun bir dönem olup olmadığı sorusunu da gündeme getiriyor.

Uzmanlara göre altın, spekülatif bir yatırım aracından çok güvenlik ürünü niteliği taşıyor. Son aylarda küresel siyasi gerilimlerle paralel biçimde yeni zirvelere ulaşması da bu görüşü destekliyor.

Karşılaştırma portalı Gold.de verilerine göre altın, 28 Ocak 2026 tarihinde ons başına 5 bin 417,60 ABD doları ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Ancak İran savaşı sürecinde, piyasadaki artan belirsizliğe rağmen altın fiyatı beklenen ölçüde yükselmedi. Savaşın başlamasından bir hafta sonra altın kısa süreliğine 5 bin 327,42 dolar seviyesinde işlem görse de, son dönemde 5 bin ile 5 bin 200 dolar arasında dalgalanıyor.

Altındaki yatay seyir uzmanları şaşırtmadı

Deutsche Bank Metaller Araştırma Bölümü Başkanı Michael Hsueh, bu durumu şaşırtıcı bulmuyor. Hsueh’e göre bir krizin ardından altın fiyatının ortalamanın üzerinde seyretmesi normal, ancak sonrasında beklentilerin aksine farklı senaryolar ortaya çıkabiliyor. Benzer bir tablonun, geçen yıl İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından sonra da gözlemlendiği belirtiliyor.

Altın kadar son dönemde gümüş de güçlü bir yatırım aracı olarak öne çıktı. Ancak İran savaşı nedeniyle fiyatların daha da yükselip yükselmeyeceği tartışma konusu olmaya devam ediyor.

“Savaş altını artırmadı” görüşü

Commerzbank emtia analisti Carsten Fritsch de benzer bir değerlendirme yapıyor. Fritsch’e göre İran savaşı kaynaklı belirsizlik, altın fiyatlarını artırmadı. Hatta altın, savaş öncesine kıyasla daha düşük seviyelerden işlem görüyor.

Fritsch, bu durumun iki temel nedeni olduğunu ifade ediyor. İlk neden, altının dolar üzerinden işlem görmesi. Savaşla birlikte ABD dolarının değer kazanması, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için altını daha pahalı hale getirdi. Bu da talebin zayıflamasına ve fiyat üzerinde baskı oluşmasına yol açtı.

İkinci neden ise yükselen petrol fiyatlarının enflasyonu yukarı çekmesi. Enflasyonun yükselmesi, ABD Merkez Bankası’nın faiz indirme ihtimalini azaltıyor. Faizlerin yüksek kalacağı beklentisi, faiz getirisi olmayan altının cazibesini zayıflatıyor.

Fritsch’e göre hem doların güçlenmesi hem de petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, altın üzerinde olumsuz baskı oluşturuyor.

Petrol fiyatlarındaki artış piyasaları tedirgin ediyor

ABD ve İsrail’in İran’daki petrol depolama merkezlerine yönelik saldırılarının ardından Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı kapatarak karşılık vermesi, dünya genelinde petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden oldu. Bu gelişme, küresel enflasyonun daha da artabileceği yönündeki endişeleri artırdı.

Enerji fiyatlarındaki yükseliş, güçlü dolar ve küresel jeopolitik riskler finans piyasalarında kırılganlığı artırırken, yatırımcıların güvenli liman arayışı da sürüyor.

“Piyasa aşırı hassas”

Fragold Limited Genel Müdürü ve yatırım danışmanı Wolfgang Wrzesniok-Roßbach da altın fiyatlarındaki yatay seyri şaşırtıcı bulmuyor. Uzman, piyasada bir sakinleşmeden söz ediyor ve son çeyrek ile Ocak ayında görülen sert yükselişin gerçek verilerden kopuk, abartılı bir hareket olduğunu savunuyor.

Wrzesniok-Roßbach’a göre altın fiyatlarındaki yüksek artış, mücevher talebinde de ciddi bir zayıflamaya yol açtı. Uzman, dördüncü çeyrekte mücevher talebinin son 15 yılın açık ara en düşük seviyesine gerilediğini belirtiyor. Merkez bankalarının da yüksek fiyatlar karşısında daha temkinli davrandığı ifade ediliyor.

230 tonluk taleple, son beş yılın aynı dönemi içerisindeki en zayıf ikinci seviyenin kaydedildiği belirtilirken, fiyat artışının önemli ölçüde yatırımcı hareketlerinden kaynaklandığı vurgulanıyor.

Wrzesniok-Roßbach, fiyatların düşeceğine oynayan yatırımcı ve spekülatörlerin daha sonra zararlarını sınırlamak için daha yüksek seviyelerden altın almak zorunda kaldığını, bunun da piyasadaki dalgalanmayı artırdığını dile getiriyor.

Carsten Fritsch de aynı görüşü paylaşıyor. Fritsch’e göre Ocak ayındaki sert fiyat artışı geleneksel piyasa dinamikleriyle açıklanabilecek bir tablo değildi; açgözlülük ve fırsatı kaçırma korkusu da bu yükselişte önemli rol oynadı.

Gümüşe ilgi sürüyor

Bu dönemde ilgi gören tek değerli metal altın değil. Gümüş de yoğun talep görüyor ve benzer nedenlerle güçlü bir görünüm sergiliyor. Ancak uzmanlar gümüşün geleceği konusunda aynı görüşte değil.

Wolfgang Wrzesniok-Roßbach, gümüş fiyatlarında bir balon tehlikesi görmediğini belirtiyor. Uzman, fiyatın temel verilerle desteklendiğini ve piyasanın kalıcı olarak daha yüksek bir fiyat seviyesine hazırlanması gerektiğini savunuyor.

Landesbank Baden-Württemberg emtia uzmanı Frank Schallenberger ise daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Schallenberger’e göre önümüzdeki aylarda güneş enerjisi sektöründeki yavaşlama, zayıf küresel ekonomik görünüm ve mücevher talebindeki düşüş, gümüş fiyatları üzerinde baskı oluşturabilir.

Genel değerlendirme

Uzman yorumları, İran savaşı ve petrol fiyatlarındaki yükselişin piyasalarda güçlü bir belirsizlik yarattığını gösteriyor. Buna rağmen altın fiyatları beklenen ölçüde sıçramazken, doların güçlenmesi ve faiz beklentileri belirleyici olmaya devam ediyor. Gümüşte ise ilgi sürse de, önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler uzmanlar arasında farklılık gösteriyor.